Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/18815 E. 2013/18571 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18815
KARAR NO : 2013/18571
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı …Ş.) avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalıya ait hastanede yardımcı sağlık personeli olarak 15.06.2006 tarihinden 11.05.2012 tarihine kadar çalıştığını, sigorta kayıtlarında İhlas Holding A.Ş. çalışanı olarak göründüğünü, fakat iş ve tüm denetimlerin diğer davalı işveren tarafından yapıldığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından hiçbir sebep gösterilmeksizin haksız olarak sonlandırıldığını belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı İhlas Holding A.Ş. vekili, davacının diğer davalı şirketin çalışanı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı şirket vekili, İhlas Holding A.Ş. nezdinde sözleşmeye tabi olara temizlik hizmeti verilmekte olduğunu, davacının aslında asıl işverene ait işyerinde ve ilgili hastane yönetiminin emir ve denetimi altında çalıştığını, iş sözleşmesine diğer davalı tarafından son verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, iş sözleşmesinin davalı tarafça 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca feshedildiği, ancak fesih sebebi bildirilmediği gibi işçinin savunmasını da alınmadığı, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı gerekçesiyle, Hayme Sultan Gıda Üretim Bilgi İşlem Oto. Tem. Tek. ve Org. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki davanın reddi ile İhlas Holding A.Ş. yönünden işe iadeye karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı İhlas Holding A.Ş. temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği uyuşmazlık konusunu teşkil etmektedir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kötüye kullanılmasını önlemek için, ilişkinin kurulma şartlarına, muvazaa ölçütlerine ve bunlara aykırılığın yaptırımına yer verilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmıştır. Aynı maddenin yedinci fıkrasında “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve gene! olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” kuralına yer verilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümleri ekonomik ve teknolojik gelişmelerin bir zorlaması olarak, işletmelere alt işverenlere iş gördürme imkânı tanırken, işçilerin korunması amacıyla önemli güvenceler ve sınırlamalar da içermektedir. Buna göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerliliği kanunda belirtilen unsurları taşımasına bağlıdır. Maddenin yedinci fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin örnekleme yoluyla muvazaa kriterlerine yer verilmiş ve ilişkinin muvazaaya dayanması halinde alt işveren işçisinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğine göre davalılar arasında yapılan hizmet alım sözleşmesinin konusunun yardımcı sağlık hizmetlerinin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde muvazaa iddiası bulunmadığı gibi, dosyada bu yönde araştırma da yapılmamıştır. Davalılar arasındaki sözleşmenin 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesine uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı yönünde re’sen inceleme yapılması gerekliliği Dairemizin yerleşik içtihatları ile kabul edilmektedir. Mahkemece davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve önceki sözleşmeler de getirtilerek diğer delillerle birlikte değerlendirilmeli, davalılar arasındaki sözleşmenin niteliği belirlenerek sonucuna göre davalıların sorumluluğuna karar verilmelidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.