Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/19446 E. 2013/18605 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19446
KARAR NO : 2013/18605
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin alkollü olarak araç kullanması sebebiyle ehliyetinin 6 ay süresince alınması ve bu hususu davalı işverenden gizleyerek bu süreçte işveren tarafından kendisine tahsis edilen aracı kullanmak sureti ile İş Kanunu 25/2-e maddesi gereği feshedildiğini, şirkette satış mümessili olarak çalışan davacının işverenin güvenini sarstığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının ehliyetine el konulmasından 1 ay sonra davacının amiri olan Deniz Burhan’ın kendisinin kullandığı araç olduğunu bildirerek hasarlanmadan dolayı şikayetçi olduğu, davacıya verilen aracın Deniz Burhan’ın elinde ve kullanımında olduğu, bu durumda da davacının ehliyetinin alınmasından amirinin ve işverenin haberdar olduğu, yine tanık beyanlarına göre ehliyetin geri alınması olayından bir hafta sonra bu konunun toplantıda konuşulduğu, iş sözleşmesinin feshinin ehliyetin geri alınmasından 11 ay sonra yapıldığı, davacıya ehliyetinin teslim edilmesinden 5 ay sonra iş sözleşmesinin feshedildiği ve feshe konu olayın üzerinden 1 yıl geçmediği, ancak öğrenmeden itibaren 6 günlük sürenin geçirilmiş olduğu, olayın üzerinden 11 ay geçtikten sonra ve bahsedilen tutanaklara göre işverenin olayı yeni öğrendiğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının eyleminin işverence bilinmediğinin kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanunu’nun 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasındadır.
Dosya içeriğinden, davacının 20.01.2010—09.08.2011 tarihleri arasında Satış Tanıtım Elemanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 09.08.2011 tarihli fesih bildirimi ile, alınan bir duyuma göre davacının kendisine tahsis edilen aracı alkollü olarak kullanırken yakalandığı ve ehliyetine 6 ay süre ile el konulduğu hususunun 04.08.2011 tarihinde öğrenildiği, davacının bu durumdan şirketi haberdar etmediği gibi 6 ay boyunca ehliyetsiz araç kullanarak şirketi zor durumda bıraktığı belirtilerek iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e bendi uyarınca feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı söz konusu olayı amirlerine bildirdiğini iddia etmiştir. Davacının satış temsilcisi olarak davalı işverene bağlı olarak çalışır iken kendisine iş saatlerinde kullanılması için verilen otomobili alkollü olarak kullanırken trafik denetimi sırasında yakalandığı ve sürücü belgesinin geri alındığı, davacının 6 aylık sürede çalışmaya devam ettiği, ehliyetini geri almasından sonra işverence olaydan yeni haberdar olunduğu belirtilerek davacının iş sözleşmesine son verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı özel işinde işveren tarafından kendisine verilen aracı alkollü olarak kullanırken yakalanmıştır. Her ne kadar iş saatleri dışında alkol alma ve araç kullanma söz konusu ise de, satış temsilcisi olarak işverenin verdiği otomobili kullanma durumunda bulunan davacının sürücü belgesinin geri alınmasını gerektirecek eylemi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlardandır. Ancak davacı işçinin haklı feshi gerektiren olayın işverence öğrenildiği tarih ile fesih hakkını hak düşürücü süre içersinde kullanıldığının işveren tarafından ispatlanamadığı dikkate alındığında, feshin süresinde yapılmamasına karşın davacı işçinin söz konusu eylemi ile işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin işverence feshi geçerli neden teşkil etmektedir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir
HÜKÜM :Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.