YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19452
KARAR NO : 2013/18611
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette altı yıl dokuz ay süre ile çalıştığını, aynı zamanda T. Çimse-İş Sendikası üyesi olduğunu, tarafların akdedilen toplu iş sözleşmesinden yararlandığını, işyerinde çalıştığı esnada 04.04.2011 tarihinde çağrılarak hiçbir neden gösterilmeksizin iş sözleşmesine son verildiğini, aynı zamanda davacıya tüm alacaklarının ödendiğine dair belge imzalattırılmak istendiğini, fesih bildiriminin yazılı olarak yapılmadığını, tüm bunlara rağmen müvekkilinin 05.04.2011 tarihinde Uşak 3. Noterliği’nin 05851 yevmiye nolu ihtarnamesi ile işten çıkarılmasına ilişkin resmi belgenin gönderilmesini ve tüm haklarının nakden ödenmesini talep etttiğini, bu ihtarnamenin akabinde 08.04.2011 Uşak 1. Noterliği’nin 2872 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 04-05-06-07 Nisan 2011 tarihlerinde davacının mesaiye gelmediğini, 30 günlük ücretinden fazla işvereni zarara uğrattığını ve bu nedenlerle 04 Nisan 2011 tarihi itibari ile davacının hizmet sözleşmesinin sona erdiğini davacıya gönderdiğini, tüm bu nedenlerle; davalı işveren tarafından yapılan feshin geçersizliği ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının işyerinde huzur bozucu tutum ve davranışlar sergilediğini, disiplin kurulunca ihtar cezasının verildiğini, davacının, işyerinin iyi niyetini suistimal ederek kendisinin işten çıkarılamayacağını belirttiğini, 10 günlük raporu aldığını ve bir daha işe gelmediğini, tüm bu edenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, vardiyadaki üretimin kalite kontrol sorumlusu kalite güvence tarafından onaylanması karşısında davalının zarara uğramış olduğu hatalı bir üretim mevcut olsa dahi bunun davacının vardiyasında ve sadece davacıdan kaynaklandığını gösteren bir tespitin söz konusu olmadığı, bu nedenle davalı işverenin davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesine göre haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığı, bir an için davacının kusurlu eylemi sonucu davalı işverenin iddia ettiği üzere zarara uğradığı kabul edilse dahi ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak tanınmış olan sözleşmenin fesih yetkisinin kullanılabilmesi için Kanunda öngörülen sürenin geçtiği ve bu nedenle davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun’un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Dosya içeriğine göre, sıfırlama bant işçisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, işyeri Disiplin Kurulu Kararı ile davacı işçinin hatalı üretime neden olarak 2.510,00 TL zarara neden olduğu gerekçesi ile feshedilmiştir.
Mahkemece, seramik mühendisi bilirkişiden alınan raporda davalı işveren tarafından kalite sorgulama formu sunulmadığı, davacı tarafından sunulan kalite sorgulama formuna göre ise diğer vardiyalardaki üretim ile davacının üretimi arasında fark bulunmadığının anlaşıldığını, yapılan üretimin kalite kontrol bölümü tarafından onaylandığı gibi ayrıca davalının uğradığı zarar varsa da bunun sadece davacıdan kaynaklandığının ispatlanamadığını ve davacının sorumlu tutulmaması gerektiği belirtilmiş, hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise feshin geçerli nedene dayanmadığı şeklinde görüş bildirilmiştir. Ancak dosyada mevcut bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira davacının eyleminin feshi gerektirecek geçerli ya da haklı bir sebep teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için kusur durumu ve zarar miktarının şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir. Davalı işveren tarafından, hatalı üretim nedeniyle meydana gelen zararın 2.510,00 TL olduğuna dair tutanak tutulmuştur. Bu durumda mahkemece işyerinde keşif de yapılarak olayda meydana gelen zarar miktarı ile davacının kusuru olup olmadığı tesbit edilmeli, varsa davacının kusuruna isabet eden zarar miktarı belirlenerek davacının otuz günlük brüt ücreti ile karşılaştırılarak oluşacak kanaate göre sonuca gidilmeli ve feshin haklı ya da geçerli sebebe dayanıp dayanmadığına karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazlı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.