Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/19462 E. 2013/18615 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19462
KARAR NO : 2013/18615
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının işveren tarafından verilen işleri kendisine hatırlatılmasına rağmen yapmaması ve yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II-h maddesinin işverene bildirimsiz fesih hakkı tanıdığını ve işverence yapılan feshin haklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafın davacının verilen görevleri yapmadığı iddiasına dayandığını, hangi görevin ne şekilde yerine getirilmediğinin fesih yazısında açık ve net bir şekilde belirtilmediği, dinlenen tanık beyanları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde işverence yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının işyerinde kalite kontrol elemanı olarak çalışırken iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından davacının işinin gereğini zamanında ve tam olarak yapmadığı konusunda yazılı ve sözlü olarak defalarca uyarılmasına rağmen direktifleri ısrarla yerine getirmediği, hakkında tutanak tutulduğu, görevini ısrarla yerine getirmemesi, amirlerinin direktiflerine karşı gelmesi gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı işyerinde çalışmakta olan davacının görevi 19.04.2012 tarihli yazı ile değiştirilmiş, 02.05.2012 tarihinde tanzim edilen tutanaklarda ise davacının görev değişikliğini kabul etmediği ve belgeyi tebellüğ etmediği belirtilmiştir. Mahkemece davacının işe iadesine karar verilirken işverenin davacının verilen görevleri yapmadığı iddiasına dayandığını, hangi görevin ne şekilde yerine getirilmediğinin fesih yazısında açık ve net bir şekilde belirtilmediği gerekçe gösterilmiştir. Ancak dosya içeriğinden davacının görevinin ne olduğu tam olarak anlaşılamamaktadır. Mahkemece davacının daha önce yaptığı iş net bir şekilde belirtilerek teklif edilen iş ile arasındaki fark ortaya konulmalı ve esaslı değişiklik olup olmadığının belirlenmesi açısından bilirkişi aracılığı ile işyerinde keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.