Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/19472 E. 2013/18624 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19472
KARAR NO : 2013/18624
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı işyerinde tıbbi satış mümessili olarak çalışırken iş sözleşmesinin davalı iş veren tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde sonlandırıldığını, davalı şirket yönetim kurulunun 21.12.2011 tarih ve 373 sayılı kararı ile Sağlık Bakanlığının son kararnamesi sebebiyle fesih kararı verildiğinin belirtildiğini, Sağlık Bakanlığı’nın son kararnamesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesinin geçerli bir neden olmadığını, davalı şirketin ilaç sektöründeki son gelişmeleri bahane ederek kendisi ile birlikte Türkiye’de 99 çalışanını işten çıkardığını, davalı işverenin “feshin son çare olması” ilkesini ihlal ettiğini, fesih hakkını kullanmadan önce farklı yollar deneme yolunu seçmediğini, haksız ve sebepsiz yere iş sözleşmesi feshedilmesi nedeniyle fesih işleminin geçersizliği ile işe iadesine ve diğer yasal sonuçlarına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, şirketin İzmir Bölge Müdürlüğü’nde tıbbi satış mümessili olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin ekonomik nedenle toplu işçi çıkarmaya ilişkin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesi hükmü çerçevesinde feshedildiğini, davacının fesih henüz hüküm doğurmadan dava açtığını, davacının şahsına ya da performansına özel bir uygulamanın söz konusu olmadığını, fesih dışında bir başka tedbire başvurmanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin işletmesel nitelikteki Yönetim Kurulu kararına uygun olarak toplu işçi çıkarma yoluna gittiği, bölge müdürü ve tıbbi mümessil sayısını azalttığı, davacı işçinin tecrübe, görev ve pozisyonuna yakın nitelikte olabilecek başka pozisyonlara yeni işçi alımı olmadığı, bu nedenlerle tutarlılık ve ölçülülük ilkesine uygun hareket edildiğinden feshin geçerli nedenle yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.
Davalı işyerinde, tıbbi satış mümessili olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, davalı şirket yönetim kurulunun 21.12.2011 tarih ve 373 sayılı kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumunun ilaca yapılan ödemeleri sınırlandırması, ek iskontoları arttırması, Bakanlar Kurulu kararı ile ilave fiyat indirimlerinin yürürlüğe konması sebebiyle azalan ciro ve azalan karlılık noktasından zarar noktasına gelindiği ve aylar itibariyle şirket zararının artması nedeniyle sektör ve işletme bazında ekonomik kriz içine giren şirkette organizasyon ve istihdamın yeniden düzenlenmesi gerekçeleri ile geçerli sebeple feshedildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı işveren tarafından geçerli nedenle iş sözleşmesi feshedildiği belirtilen davacının işe iade talebi incelenirken mahkemece başka dosyada alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda işe iade talebinde bulunan davacının işyerinde bölge müdürü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. İnceleme konusu dosyada ise davacının görevinin tıbbi satış mümessili olduğu açıktır. Bu nedenle davacının tıbbi satış temsilcisi olduğu göz önünde bulundurularak araştırma ve inceleme yapılmalıdır. Davacının talebinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi açısından işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin personel azaltımı konusunda aldığı kararı tutarlı olarak uygulayıp uygulamadığı, fesihte keyfi davranıp davranmadığı, işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı, işçinin kıdem ve niteliklerine göre bir başka işte değerlendirilme olanağı bulunup bulunmadığı hususları alınacak bilirkişi raporu ile kuşkuya yer vermeyecek şekilde değerlendirilmeli ve diğer delillerle birlikte bir sonuca varılmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.