YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19744
KARAR NO : 2013/19987
KARAR TARİHİ : 27.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 2006 yılı Haziran ayında davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalışmaya başladığını, 03.12.2007 tarihinden itibaren de daimi işçi statüsüne getirildiğini, su takip işçisi olarak çalışmasını sürdürdüğünü, iş sözleşmesinin 06.06.2008 tarihinde davalı işveren tarafından, “ilçe içerisinden geçen kanalın prizlerinin basılı olduğu, başkalarının bu konuda kendisini aramasına ve aradan yarım saat geçmesine rağmen gelmediği, bu nedenle başka birinin görevlendirildiği devriye görevlisinin davacıya haber vermemesi nedeniyle davacı ile devriye görevlisi arasında tartışmalar yaşandığı, davacının devriye görevlisini darp ettiği belirtilerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2. maddesi uyarınca “ahlak ve iyiniyet kurallarına uymamak ve verilen görevi yapmamak” nedeniyle feshedildiğinin bildirildiğini, feshin geçerli bir nedeni bulunmadığını, davalı … başkanının aynı zamanda Akköy Belediye Başkanı olduğunu, davacının amcasının yeni dönemde yapılacak olan başkanlık seçimi için adaylığını açıklaması üzerine davacının işine son verildiğini belirterek, feshin geçeksizliğine ve davacının işe iadesine, yasadan doğan diğer haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili Osman Ubuz’ un Akköy İlçesinde su takipçisi olarak görev yapan davacıyı 06.06.2008 tarihinde arayarak ilçe içerisinde çek priz kapaklarının kapalı olması nedeni ile bilgi verdiğini, davacının buna aldırmayarak uyumaya devam ettiğini, müvekkilinin kısa bir süre sonra davacıyı tekrar arayarak hala uyuduğunu tespit ettiğini, bu arada çek priz kapaklarının kaldırılmaması nedeni ile suların aşırı derecede yükselmesinin çiftçilere zarar vereceğinden dolayı müvekkilinin başka bir personelini acilen görevlendirmek zorunda kaldığını, davacının devriye görevi yapan ve kendisi gelmediği için görevlendirilen Erol Tuncer’i telefonla arayarak sanayi bölgesinde olduğunu öğrenip elinde sopa ile giderek bu kişiyi darp ettiğini, bu olaylar nedeni ile müvekkilinin, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık ve görevi kötüye kullanma ile ilgili hükümleri gereğince feshettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, fesih tarihi itibariyle işyerinde otuz işçi çalıştığı tesbit edilerek, olay tarihi itibari ile kaldırılması gereken çek priz kapağının bulunduğu bölge, yalnızca davacının sorumluluk sahası içerisinde olmayıp çek priz kapaklarının kaldırılması işi o bölgede görev yapan tüm su takipçilerinin görevi dahilinde olup davacıya iş sözleşmesinin fesholunduğu tarih itibari ile o bölgede sulama yapılacağı ve kapağın kaldırılması konusunda verilmiş herhangi bir talimat bulunmadığı, davalı işverenlikçe davacının uyarıldığı halde verilen görevi yerine getirmediği hususu ispat olunamamış olduğundan ve bu konuda yalnızca birlik başkanı Osman Obuz tarafından tanzim olunan tutanak başlıklı 06.06.2008 tarihli tutanak mevcut olduğu, bu tutanak içeriğinin başkaca yan delillerle doğrulanmadığı, bu olayın doğruluğu kabul edilse dahi davacının davalı işverenlikçe bu konuda uyarılması davacının bu davranışını ısrarla sürdürmesi halinde iş sözleşmesinin haklı olarak feshedilebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işverence haklı nedene dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasındadır.
4857 sayılı Kanun’un 25/11 . maddesinde, ” Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi. e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.” hallerinde iş sözleşmesinin işverence haklı nedene dayalı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının 03.12.2007- 06.06.2008 tarihleri arasında su takipçisi olarak işçi ünvanıyla çalıştığı, iş sözleşmesinin “06.06.2008 tarihinde 06:00 sıralarında ilçe içerisinden geçen kanalın prizlerin basılı olduğunun tesbit edilerek, davacıya telefonla bilgi verildiği halde görev yerine gelmediği, ikinci defa tekrar telefonla haber verildiğinde halen uyuyor olduğunun öğrenildiği, çek priz kapağının kalkmamış olmasından suyun aşırı derecede yükselmesinin zarara yol açacağından başka bir personelin görevlendirildiği, bu personelle birlikte kapağın kaldırıldığı, davacının devriye görevi yapan devriye görevlisi …’i kendisine haber vermediği nedeniyle telefonla arayarak bulunduğu sanayi bölgesine giderek eline sopa alıp bu işçiyi darp ettiği, bu kişinin daha fazla dayak yememek için kaçtığı, yaklaşık 800 metre davacı tarafından kovalandığı, …’e kötü davrandığı ve verilen görevi yerine getirmediği” belirtilerek 4857 sayılı Yasanın 25/2. maddesince “ahlak ve iyiniyet kurallarına uymamak ve verilen görevi yapmamak” gerekçesiyle feshedildiği,
mahkemece verilen ilk kararın Dairemizce,”fesih bildiriminin İşçiye ulaştığı tarih itibariyle, davalı işyerinde, Konumu itibarıyla güvence kapsamı içerisinde olmayan işveren vekillerinin ve yardımcılarının da işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılarak, İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısının bu işyerlerinde çalışan işçi sayısına göre belirleneceği gözetilerek, belirli- belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınarak 30 işçi sayısının var olup olmadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde resen araştırılarak tesbit edilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.” gerekçesiyile bozulduğu, Mahkemece bozma ilamına uyularak, fesih tarihi itibariyle işyerinde otuz işçi çalıştığının tesbit edildiği,davacının husumet ve muvaza iddiasında bulunmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, dosya içeriği ve tanık beyanlarından subut bulduğu üzere, davacının, işyerinin bir başka çalışan işçisine yönelik sopa ile darp ederek sekizyüz metre kovalamasına dair eyleminin 4857 sayılı Kanun’un 25/11-d. maddesince, işverenin başka işçisine sataşması niteliğinde olduğu ve haklı nedenle fesih şartlarını oluşturduğu düşünülmeden davanın reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 24.30 TL karar ve ilam harcından peşin alman 15.60 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.70 TL harcın davacıdan tahsili ile hâzineye irad kaydına,
4-Davacınm yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 125,20 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320.00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 27.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.