YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2009
KARAR NO : 2013/21981
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesi, karşı davacı ise uğranılan şirket zararının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; asıl davanın ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve karşı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı (karşı davalı), iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesine göre feshedilerek kıdem, ihbar tazminatı gibi diğer haklarını alınmasına engel olmak istediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı (karşı davacı) dilekçesinde, davacının, davalıya ait işyerinde işletme sorumlusu olarak çalıştığını, yeminli mali müşavir tarafında düzenlenen 17/02/2010 tarihli rapora göre, işyeri stoklarında 2.924,76 kg miktarında ve 16.236,21 TL maliyet bedelli zeytinyağı ile otuz adet şişe miktarında 468,30 TL maliyet bedelli şarabın noksan olduğunun belirlendiğini, davacının işletme sorumlusu olarak işletmedeki stok açığı sebebiyle şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, iş sözleşmesinin ihbarsız ve tazminatsız olarak feshedildiğini, bu sebeple davalı şirketin zarar tutarı olan 16.704,51 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davalı tarafın işyerindeki noksanlığa ilişkin tespitinin sağlam kanıtlara dayanmadığı, randıman ve fire oran ve miktarlarına göre, stok sayım noksanın değişme ihtimalinin bulunduğu, stok sayım miktarlarına başlangıç alınan 31.12.2008 tarihli stokların var olup olmadığı yönünden kesin bir tespit yapılamadığı, soyut tanık beyanlarına göre karar vermek de mümkün olmadığından iş sözleşmesinin tazminat ödenmeyecek şekilde derhal ve haklı olarak feshedildiği davalı işveren tarafından ispatlanamadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosya içeriğinden işyerinde 20.2.2007-17.2.2010 tarihleri arasında, işletme sorumlusu olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin stoklarda meydana gelen azalma sebebiyle şirkete verdiği zarar sebebiyle 4857 sayılı Kanun’un 25-II-e-ı bentlerine göre haklı sebebe dayalı olarak feshedildiği 04.01.2012 tarihli bilirkişi raporunda sadece alacakların matematiksel hesabının yapıldığı olaya ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Mahkemece 06.04.2012 ve 10.09.2012 tarihli ayrı heyetlerden oluşan bilirkişi raporlarında, işyerinin envanter kayıtlarının sağlıklı olmadığı stok tespitinde başlangıçta alınan değerlerin var olup olmadıkları yönünde kesin tespite varılmadığı, bu tür işlerde randıman ve firelerinde bulunma ihtimaline göre davacının sorumluluğu konusunda kesin bir yargıya varılamadığı bildirilmiştir.
İşyerinde işveren tarafından yeminli mali müşavire yaptırılan incelemede ise 01.01.2009 dönem başlangıcı kabul edilerek stok incelemesi yapıldığı her dönem defter ve belgelerine göre stok eksikliği olup olmadığı açıkça raporda gösterildiği halde mahkemece alınan bilirkişi raporlarında bu tespitlerin aksinin somut olarak gösterilmediği, zeytin alımma dair listenin değerlendirilmediği, randıman konusunda yöresel oranın doğru olduğu kabul edildiği halde raporlarda gerekçe olarak yer aldığı, fire açıklamasında bulunulsa da bunun genel değerlendirme olarak kaldığı somut olarak bu kadar stok açığının fireden olabilceğinin somutlaştırılmadan gerekçe olarak kabul edildiği raporlara göre karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Somut olayda davacı tanıklarının olayla ilgili bilgileri olmadığını beyan ettikleri, davalı tanıklarından Hakan’ın zeytinyağı depertman sorumlusu olduğunu ve kayıtların davacı tarafından tutulduğunu davacının haftada birkaç kez beşlik onluk litreler halindeki zeytinyağını arabası ile bayilere götürdüğünü bundan işverenin haberi olup olmadığını bilmediğini ve sayım akşamı davacının kendisini arayarak “fabrikaya git rafinajlık tankına su bas, zeytinyağı tank skalalarını ayarla yarın sıkıntı olacak” gibi ifadelerde bulunduğunu vicdani rahtsızlıkla bunu yerine getirmediğini beyan ettiği, diğer davalı tanığı da işyeri muhasebecisi olduğunu işyerinden dışarıya çıkarılan tüm ürünler için sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerektiği ve son zamanlarda fiili sayımlarda kayıtların tutulmadığını, stok açığı çıktığını tespit ettiklerini beyan ettiği görülmüştür. İşveren fesih bildiriminde 4857 sayılı Kanun’un 25-II-e-ı maddelerine dayanarak iş sözleşmesini feshetmiştir. İşyeri organizasyon şemasına göre de davacının işletme sorumlusu olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece kabul edilen bilirkişi raporlarında envanter kayıtlarının sağlıklı tutulmaması temel gerekçe kabul edilmiş ise de işletme sorumlusu olarak bu kayıtların düzgün tutulması yükümlülüğü de bizzat davacıya ait olup bu durum davacı lehine yorumlanamaz. İşyerinde davacının işletme dışına ürün çıkışlarında kaytısız işlemler yaptığı, envanter kayıtlarının tam tutulmasını sağlamadığı ve sayım öncesi emri altındaki çalışanlara kasıtlı olarak stok eksikliğini saklamak için zeytinyağı tankına su basılması talimatını vermesi davranışlarının somutlaşması karşısında davacı güveni kötüye kullandığı sabit olduğundan fesih haklı olup davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekir.
3-Karşı dava yönünden ise davacının sabit olan kusurlu davranışları ile varsa işverenin ihmallerinin de değerlendirilerek davacının kusuruna göre sorumlu olduğu zararın belirlenmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.