Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/20238 E. 2013/19751 K. 24.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20238
KARAR NO : 2013/19751
KARAR TARİHİ : 24.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili, müvekkillerinden davacı …’ın davalıya ait işyerinde satış elemanı olarak çalıştığını, davacının işe girebilmek için davalı işverenin isteği üzerine boş teminat senedine imza attığını, ağabeyi davacı …’ın da anılan senede kefil olarak imza attığını, davacı işçi …’ın iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini ve fakat işverence teminat senedi olarak hazırlanan senedin iade edilmediğini, davalı işverenin anılan senet üzerine 25.000,00 TL bedel yazarak haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını beyanla, Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2010/7325 sayılı icra takibine konu senetten kaynaklı müvekkillerinin borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu senedin teminat senedi olmadığını, davacı işçi …’ın cari hareket raporlarından görüleceği üzere müvekkili şirkete 18.143,17 TL borcu bulunduğunu, senet üzerinde yazılı 25.000,00 TL ‘lik borçtan, vade tarihinden sonra yapılan 6.856,83 TL’lik ödemenin mahsubuyla kalan borcun 18.143,17 TL olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 18.143,17 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle, 6.856,83 TL açısından talebin kabulüne, 18.143,17 TL’lik kısma yönelik talebin ise reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının takip konusu bonodan kaynaklanan bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır.
Ticaret Hukuku hükümlerine dayalı senetlerin, teminat kaydı içerdiğinden, poliçe, bono veya çek olsun vasfını kaybettiği, geçerli olmadığı bilinmektedir.
İşçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, bazı iş kollarında işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı uygulama ile anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu durumun kanıtlanması halinde bu şekilde alınan senet, teminat senedi niteliğinde sayılmalıdır.
İş Hukuku, işçi ve işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanından ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu sebeple İş Hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. İş sözleşmesinin bağıtlanması sırasında alındığı iddia olunan bononun teminat karşılığı olup olmadığı tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür.
Somut olayda, davacı …’ın, 22.01.2009-05.05.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde satış elemanı olarak çalıştığı sabittir. İcra takibine konu, 25.000,00 TL bedelli, 29.07.2009 keşide tarihli, 20.04.2010 vade tarihli, keşidecisi davacı işçi …, kefili işçinin kardeşi davacı …, lehtarı davalı işveren Alpaslan Aydın olan, “bedeli nakten ahzolunduğu” ifadesini taşıyan senedin teminat senedi olduğu ve senetten kaynaklı bir borcun bulunmadığı iddia edilmektedir. Davalı işverence ise, icra takibine konu senedin teminat senedi olmayıp borç mutabakatı neticesinde düzenlendiği, davacıdan işe girerken alınan kefilsiz teminat senedinin ise doldurulmayıp icra takibine konulmadığı savunulmuş ve dosyaya keşidecisi …, lehtarı Alpaslan Aydın olan imzalı ve fakat sair kısımları boş bir senet sunulmuştur.
İcra takibine konu senedin düzenlenme tarihi 29.07.2009 tarihidir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, cari hareket raporundan, iddia edilen borcun işverence oluşturulma tarihinin, senedin düzenlenme tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları da, işyerindeki uygulama gereği işe girişlerde teminat senedi düzenlendiğini, kendilerinin de aynı şekilde senetlere imza attıklarını, hatta düzenlenen ilk senetlerin kefilsiz olmaları sebebiyle ikinci kez kefil imzalı senetler düzenlendiğini beyan etmişlerdir.
03.05.2012 düzenlenme tarihli bilirkişi raporunda, davalı işverenin 18.143,17 TL’lik alacağı bulunduğu mütalaa edilmiş ise de, anılan mütalaanın dayanağı işverence tek taraflı olarak düzenlenen işyeri kayıtları olup, tek başına itibar edilemez. Davalı işverence ise, anılan kaydın oluşturulmasına esas borç ilişkisi usulünce delillendirilerek somut bir şekilde ortaya konulmuş değildir.
Yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, davalı işverence işçiden işe girişte teminat senedi olarak alındığı ve fakat işleme konulmadığı bildirilerek dosyaya sunulan boş senedin kefilsiz düzenlenmiş olması sebebiyle, bu teminat senedi yerine geçmek üzere bu kez kefilli düzenlenen icra takibine konu senedin işçiden alındığı, ikinci kez düzenlenen ve icra takibine konu edilen senedin de teminat senedi olup bono vasfını taşımadığı, işçiden teminat olarak alınan bu senet sebebiyle işçinin borcu olduğunun da işverence usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davanın kabulüyle davacıların icra takibine konu senetten kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.