Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/20654 E. 2013/18525 K. 10.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20654
KARAR NO : 2013/18525
KARAR TARİHİ : 10.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 14.11.2006-21.03.2013 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin müvekkili işveren tarafından haklı sebebe dayalı feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir .
Mahkemece; 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinde, işe iade davasının fesih tarihinden itibaren bir ay içinde açılabileceğinin düzenlendiği, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 21.03.2013 tarihinde feshedilmesine rağmen davanın 22.04.2013 saat 18:12’de mesai saatinin sona ermesinden sonra açıldığı gerekçesi ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davanın 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır
Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 21.03.2013 tarihinde feshedildiği dava dilekçesi ve işveren tarafından düzenlenen işten çıkış bildirgesi içerikleri ile sabittir . Dava 22.04.2013 tarihinde saat 18.12’de açılmıştır . Somut uyuşmazlıkta, 4857 sayılı Kanun’un 20.maddesinde öngörülen bir aylık hak düşürücü süre her ne kadar 21.04.2013 tarihinde dolmakta ise de bu tarih tatil günü olan Pazar gününe denk geldiğinden dava açma süresinin son günün 22.04.2013 tarihi olduğu kabul edilmelidir. Ancak 22.04.2013 tarihinde davanın mesai saati sonrası açılması halinde davanın süresinde açılmış kabul edilip edilemeyeceği uyuşmazlığın temel noktasını oluşturmaktadır
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 118. maddesinin 1. fıkrasında davanın, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağı, aynı maddenin 2.
fıkrasında ise dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirleneceği düzenlenmiştir . Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 36. maddesinde ise dava dilekçesinin, tevzi bürosu, ön büro veya tevzi işiyle görevlendirilen yazı işleri personeline teslim edileceği, dava harca tabi ise harç ve gider avansı, harca tabi değilse gider avansı tahsil edildikten sonra tevzi edileceği, davanın dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağı, taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açılabileceği bu durumda da dava dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağı belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 36. maddesinin 10. bendinde öngörülen “ Dava, fiziksel ortamda mesai saati, elektronik ortamda ise saat 00:00’a kadar açılabilir” yönünde ki düzenleme ile de davanın fiziksel ortamda açılmasının mümkün olmadığı hallerde, elektronik ortam üzerinden saat 00:00’a kadar açılabileceği öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta, dava 22.04.2013 tarihinde fiziki olarak saat 18.12’de açılmıştır. Dava dilekçesi anılan tarihte ilgili mahkemenin Yazı İş Müdürü tarafından havale edilmiş aynı tarihte UYAP elektronik sistemi üzerinden 18.12’de dava harcı tahsil edilmiştir.
Mahkeme tarafından, davanın fiziksel ortamda mesai saati sonrasında açılmış olması sebebi ile süresinde açılmadığı kabul edilmiştir ise de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 36. maddesi ile getirilen düzenlemelerin mahkemelerin mesai saatleri sonrasında, yani fiziki olarak çalışma yapmayan saatlerde de taraf vekillerine UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açılabilme imkanı tanımaya yönelik olduğu görülmektedir. Yönetmelikteki bu düzenleme mesai saatleri ile sınırlı kalmadan dava açmayı mümkün kılma amacını taşımakta olup, dava açabilme hakkının genişletilmesi niteliğindedir ve dava açma hakkını kullanan davacı tarafın lehine yorumlanması gerekir. Bu durumda, fiziksel ortam üzerinden 22.04.2013 tarihinde yazı işleri personeline teslim edilen ve aynı tarihte elektronik ortam üzerinden harcı tahsil edilen davanın, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açıldığı kabul edilmelidir. Mahkemece davanın süre yönünden reddedilmesi isabetsiz olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir .
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.