Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/20965 E. 2013/19174 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20965
KARAR NO : 2013/19174
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının diğer davalı …-İş Sendikası lehine yapmış olduğu 30.01.2013 tarihli olumlu yetki (çoğunluk) tespitinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalılardan Öz İplik-İş Sendikasının müvekkilinin işyerlerinde yetki tespiti talebinde bulunduğunu ve Bakanlıkça sistemde görülen 304 işçi sayısı üzerinden 124 işçinin sendika üyesi olduğu gerekçesiyle işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak için çoğunluğun tespitinin yapıldığını, bu tespitin kanuna aykırı olduğunu, davalı sendikanın çoğunluğunun olmadığını, davacı şirketin altı tane işyeri olduğunu, bunlardan bir tanesinin başvuru tarihinden önce kurulmasına rağmen dikkate alınmadığını, diğerinin ise 30/04/2011 tarihinde kapanmasına ve hiç çalışanı olmamasına rağmen dikkate alındığını, bunun dışında bir tane işyerinde başvuru tarihinden önce istifa eden on işçinin dikkate alındığını, yine bir işyerinde başvuru tarihinde çalışmasına rağmen dokuz işçinin göz önünde bulundurulmadığını, bu şekilde davacı şirket işletmesinde başvuru tarihinde 373 işçinin çalıştığını ve davalı sendikanın %40 oranını sağlayamadığını iddia ederek davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın diğer davalı … lehine yapmış olduğu 30.01.2013 tarihli ‘olumlu yetki (çoğunluk)’ tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı bakanlık vekili; kanuni süresinde açılmayan davanın bu husustan reddinin gerektiğini, işveren tarafından 30.01.2013 başvuru tarihinden sonra işe giren ve işten çıkan işçilerin dikkate alınmadığı iddia edilmiş ise de 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 42. maddesi gereğince Bakanlığa yapılan yetki tespit başvuruları karşılanırken başvuru tarihinin esas alınmakta olduğunu, başvuru tarihinden sonra işçi ve üye sayısında meydana gelen değişikliklerin sendikanın yetkisini etkilemediğini, davacının kapalı olduğunu iddia ettiği işyerinin kayıtlarda açık olduğunu, istifaların sonra bildirilmesi sebebiyle dikkate alınmadığını, yeni açılan işyerinin sonra bildirilmesi sebebiyle dikkate alınmadığını, dikkate alınmadığının iddia edildiği dokuz işçinin ise hesaba katıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sendika vekili; davacının bildirdiği istifaların sonradan önceki tarihli olarak yapılabilecek işlemler olduğunu, sırf yetkiyi etkilemek amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığını ifade ederek davacının itirazlarının kötü niyetli olması ve hukuken himaye edilebilecek kanıtlara dayanmaması nedeniyle 6356 sayılı Kanun’un m. 43/3’ün son derece açık ve amir düzenlemesi uyarınca duruşma yapılmaksızın ve esasa girilmeksizin, bunun kabul edilmemesi halinde ise esasa girilerek ve yargılama sonucunda reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının 0020298.002 sayılı işyerinde çalışan işçilerin istifa ettiğini iddia etmiş ise de bu işçilerin işten çıkış bildirgesinin yetki tespitinden sonra 03.02.2013 tarihinde kuruma verildiği, bu nedenle bu itirazın dikkate alınmaması gerektiği yine davacının 1020392.002 sayılı işyerindeki çalışanların çoğunluk tespitinde dikkate alınmadığını iddia ettiği, bu işçilerinde işe giriş bildirgesinin verildiği ve bu itirazın da dikkate alınmaması gerektiği, 1016192.002 sayılı işyerinde çalışan işçilerin çoğunluk tespitinde dikkate alınmadığının iddia edilmesine rağmen bu işçilerin çoğunluk tespitinde dikkate alındığı, 1013974.002 sicil nolu işyerinden kayıtlarda faal göründüğü, kapanışa ilişkin her hangi bir bilginin bulunmadığı, bu nedenle bu itirazın da dikkate alınamayacağı, davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Öz İplik-İş Sendikasının %40 çoğunluğu elde etmesi nedeniyle toplu iş sözleşmesi yapmakta yetkili olduğuna ilişkin tespitin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine kararı verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı sendikanın davacı şirketin işyerlerinde çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığı noktasındadır. Konu değerlendirilmeden önce kanuni dayanaklarının açıklanması gereklidir.
6356 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında, “Ocak 2013 istatistiklerinin yayımlandığı tarihe kadar, Bakanlığa yapılmış olan yetki tespit başvuruları ile taraf oldukları bu Kanunun yürürlüğünden önce imzalanmış toplu iş sözleşmesi Ocak 2013 istatistiklerinin yayımı tarihinden sonra sona erecek olan sendikaların, bir sonraki toplu iş sözleşmesiyle sınırlı olmak üzere yapacakları yetki tespit başvuruları mülga 2822 sayılı Kanunun 12 nci maddesine göre Bakanlıkça yayımlanmış Temmuz 2009 istatistiklerine ve mülga 2822 sayılı Kanunda belirtilen hükümlere göre sonuçlandırılır.” denilmiştir. Bununla birlikte 10.01.2013 tarihinde 6385 sayılı Kanunla hükme yeni bir cümle eklenmiştir. Bu itibarla en son yayımlanan 2009 istatistiğinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi için başvuru hakkına sahip işçi sendikalarının 07.11.2012 tarihinde ve sonraki bu fıkraya göre yapacakları yetki tespit talepleri, 41. maddede yer alan işyeri veya işletme çoğunluğu şartlarına göre sonuçlandırılacaktır.
Somut olayda, yetki tespiti için başvuru tarihi 30.01.2013 tarihi, dava tarihi ise 08.02.2013 tarihi olup uyuşmazlık 6356 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılacaktır.
6356 sayılı Kanun’un “Yetki” başlıklı 41. maddesinde “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünün üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir. İşletme toplu iş sözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarak dikkate alınır ve yüzde kırk çoğunluk buna göre hesaplanır. İşletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veya fazla üyesinin olması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendika toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir… Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyelikten çekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimlerini esas alır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Yetki Tespiti İçin Başvuru” başlıklı 42. maddesinde, “Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir. Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir. İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir. Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz…” düzenlemesi yer almıştır.
Yine aynı Kanun’un “Yetki İtirazı” başlıklı 43. maddesine göre ise, “Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir. İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçünden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz. İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve karar temyiz edildiği takdirde Yargıtay tarafından on beş gün içinde kesin olarak karara bağlanır. 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünü üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır. İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur” hükümleri yer almıştır.
Aynı şekilde 6356 sayılı Kanun’un 34. maddesinin 2. fıkrasında, “Bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabilir.” denilirken 4. fıkrasında ise, “İşletme toplu iş sözleşmesi yapılacak işyerlerinin aranılan niteliğe sahip olup olmadıklarına ilişkin uyuşmazlıklar, işletme merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede on beş gün içinde karara bağlanır. Kararın temyizi hâlinde Yargıtay on beş gün içinde kesin olarak karar verir.”denilmiştir.
Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca, “İşverenler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri, 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce -bu çalışma tarihinden öncedir- sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Ancak aynı maddenin 1. Fıkrasının (b) bendinde ise “…Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde; ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar” bildiriminin yapılabileceği düzenlenerek ana kurala istisna getirilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 9. maddesi gereğince sigortalılığın sona erdiğinin bildirimi ise iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en geç 10 gün içinde yapılmalıdır.
Dosya içeriğine göre; davalı sendika tarafından 30.01.2013 tarihinde davacı şirketin işyerleri için yetki tespit başvurusunda bulunulduğu, davalı bakanlıkça yapılan tespit işlemi neticesinde davalı sendikanın başvuru tarihinde işyerinde çalışan 304 işçinden 124 tanesini üye kaydetmesi nedeniyle işletme çoğunluğu olan %40’ı geçerek davacı işyerinde çoğunluğu sağladığının tespit edildiği görülmektedir.
Öncelikle davacı tarafından kapandığı iddia edilen, ancak buna ilişkin belge bulunmayan işyerinin yetki tespitinde yer almasına rağmen kayden çalışan gözükmediğinden yetki dökümüne göre hesaplamada bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Bunun dışında davacının tespitte dikkate alınmadığını ileri sürdüğü 9 (dokuz) işçinin de yine yetki dökümünde ve bilirkişi raporunda dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Şu halde dosya kapsamında çözülmesi gereken iki problem bulunmaktadır. Bunlardan ilki 10/01/2013 tarihinde faaliyete geçtiği iddia edilen işyerinin ve bu işyerinde çalışan işçilerin dikkate alınıp alınamayacağıdır. İkincisi ise 24/01/2013 tarihinde istifa eden ve 03/02/2013 tarihinde bildirimleri yapılan işçilerin hesaplamada göz önünde bulundurulup bulundurulamayacağıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında konu değerlendirildiğinde;
1-Dosya kapsamı incelendiğinde başvuru tarihi itibariyle işçilerin işe giriş ve işten çıkış tarihlerini gösterir sigortalı hizmet listelerinin bulunmadığı, mahkemece yapılan incelemenin sadece yetki dökümündeki verilere dayandığı gözlemlenmektedir. Mahkemece yetki tespit davalarının kamu düzenine ilişkin yönü dikkate alınarak evleviyetle belirtilen eksiklik giderilip dosyanın denetime elverişli hale getirilmesi gerekmektedir. Bunun yapılmaması ise bozmayı gerektirmiştir.
2-10/01/2013 tarihinde faaliyete geçtiği iddia edilen işyerinin ve bu işyerinde çalışanların dikkate alınıp alınamayacağı konusunda taraflar arasında anlaşmazlık bulunmaktadır.
10/01/2013 tarihinde faaliyete geçtiği bildirilen işyerine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu dosyası, vergi dairesi ve idareye yapılan bildirimler, faaliyet ve risk analizleri gibi belgeler dosyada bulunmamaktadır. Bu işyerinin ne zaman faaliyete geçtiği konusunda dosyada iddia dışında bilgi yoktur. Mahkemece öncelikle bu işyerinin yetki tespitinin yapıldığı işletme kapsamında yer alıp almadığı ortaya konulmalıdır. Eğer işletme kapsamında yer alıyorsa davacının söz konusu işyerinin ne zaman faaliyete geçtiği netleştirilmelidir. Bundan sonra sigortalıkların 5510 sayılı Kanun’un 8. maddesi kapsamında süresinde verilip verilmediği tartışılarak 6356 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu işçilerin yetkili sendikanın tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı değerlendirilmelidir.
3-24/01/2013 tarihinde istifa eden ve 03/02/2013 tarihinde bildirimleri yapılan işçilerin hesaplamada göz önünde bulundurulup bulundurulamayacağı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık mevcuttur. On tane sendika üyesi işçinin 24/01/2013 tarihinde istifa ettiklerine dair fotokopi dilekçeler dosyaya sunulmuş ve bu işçilerin çıkış bildirimleri 03/02/2013 tarihinde Kuruma yapılmıştır. Mahkemece söz konusu bildirimlerin yetki tespitinden sonra yapıldığı gerekçesiyle bu işçilerin hesaplamada dikkate alındığı görülmektedir. Mahkeme tarafından konunun 5510 sayılı Kanun’un 9. Maddesi ile 6356 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 4. fıkrası kapsamında değerlendirmeye tabi tutulmadığı görülmektedir. Bu işçilerin istifa tarihinden kısa bir süre sonra davalı sendikadan istifa ettikleri de gözlemlenmektedir. Bu işçiler açısından gerçek bir işten ayrılma durumu olup olmadığı da netleştirilmelidir. Diğer taraftan yine davalı sendika tarafından sunulan listelere göre yetki dökümünde dikkate alınan bazı sendika üyelerin üyeliğe kabulden önce istifa ettikleri bu durumda ise üyelik talebinin geri alınmasının söz konusu olduğu dikkate alındığında çoğunluğun sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi noktasında bilirkişi incelemesi gerekmesine rağmen bunun yaptırılmaması da hatalıdır.
Sonuç olarak belirtilen araştırma ve incelemelerin yapılmasına müteakip davacının iddialarına karşı davalı sendika ve Bakanlığın somut savunmaları, özellikle işverenin sendikal baskıda bulunduğu, muvazaalı işlemler yaptığı ile işverence hakkın kötüye kullanıldığı yönündeki cevapları tartışılıp değerlendirildikten sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmelidir. Tüm bu esaslara aykırı olacak şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.