YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21196
KARAR NO : 2014/32838
KARAR TARİHİ : 20.11.2014
MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi
TARİHİ : 14/05/2013
NUMARASI : 2012/328-2013/393
Hüküm süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiş ve davalı avukatınca duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının başka bir kurumda işe başlayacak olması sebebiyle iş sözleşmesini feshettiğini, bunun üzerine davalı işverenin 9.031,33 TL’si nakden tahsil edilmek ve 1.199,28 TL’si davacının ücret ve yıllık izin ücreti alacağı olarak mahsup edilmek üzere toplam 10.230,33 TL tutarında cezai şart tahsil ettiğini, sözleşmedeki cezai şart hükümlerinin geçersiz olduğunu belirterek ödenen toplam 10.230,33 TL’nin davalıdan tahsili ile ödeme tarihinden itibaren kademeli olarak hesap edilecek kanuni faizleriyle birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalının imzaladığı taahhütname gereğince ve iş sözleşmesini haklı neden olmadan feshetmesi sebebiyle tahsil edilen cezai şarttan sorumlu olduğunu, cezai şarta esas alınan sürenin asgari süre olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin asgari süreli sözleşme olduğunu, bu nevi sözleşmelerde cezai şart düzenlemesinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, işçi açısından iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II. maddesindeki sebepler dışında feshedilmesi halinde, işveren açısından ise aynı Kanun’un 25/II. maddesindeki sebepler yanında 18. maddesindeki sebepler dışında feshedilmesi halinde cezai şart ödenmesi öngörüldüğü, kurala göre iş verenin cezai şart tazminatı ödemesi nedenleri geçerli sebepleri de içerisine alınarak sınırlandırıldığı ve işveren lehine, işçi aleyhine fesih sebepleri yönünde bir düzenleme getirildiği cezai şartın işveren lehine ve işçi aleyhine olması sebebi ile geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Kararlaştırılan cezai şartın şartlarının denk olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, şartları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.
Somut olayda davacının, davalı işveren işyerinde 24.09.2008-10.11.2009 tarihleri arasında önce aday personel, sonrasında işçi olarak çalıştığı ve davacının iş sözleşmesini feshetmesi ile sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında düzenlenen 23.09.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 10. maddesinde; “Aday personel bu sözleşme süresince çalışmayı kabul ve taahhüt eder. Sözleşmenin yürürlük süresi içerisinde (2 aylık süreden sonra) taraflardan biri bu sözleşmeyi (4857 sayılı İş Kanunun 25/II. ve 18-21 maddeleri ile personel yönetmeliğinin aday personele ilişkin özel hükümleri ve disiplin cezalarına ilişkin genel hükümleri dışında) haksız ve geçersiz olarak feshederse diğer tarafa işçinin ihbar tazminatına esas giydirilmiş en son aylık ücretinin altı aylık tutarı kadar cezai şartı hakden ve defaten ödemekle yükümlüdür.” şeklinde, davacı işçi kadroya geçmesi ile birlikte taraflar arasında düzenlen 15.06.2009 tarihli taahhütname başlıklı belgede ise “İşçi aday personel olarak çalıştığı süre ile personel yönetmeliğinde belirtilen ve adaylıkta geçen süre sonunda açılan daimi kadro sınavını başarması halinde asıl kadroya tayin edildiği, bu kadroda 24 ay tam olarak dolmadan istifa etmesi veya hizmet sözleşmesi iş kanunun işverenin bildirimsiz feshini düzenleyen 25/II. maddesi gereği feshi halinde, fesih tarihindeki giydirilmiş aylık brüt ücretin 5 katı tutarında tazminatı, ayrılma veya fesih tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçecek süre için aylık %5 oranında hesaplanacak faizi ile birlikte ve çalıştığı süre ile orantılı yapılmaksızın, itirazsız ödemeyi gayri kabili rücu beyan ve taahhüt eder. Aynı şekilde genel müdürlükçe, yukarıda belirtilen süreden önce her ne suretle olursa olsun 24 ay tam olarak dolmadan 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesindeki şartlardan herhangi birisinin gerçekleşmesi hali müstesna olmak üzere çalışanın hizmet sözleşmesinin feshedilmesi durumunda, genel müdürlük aynı şekilde hesaplanacak meblağı çalışana ödemeyi beyan ve taahhüt eder” şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.
Her ne kadar taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 10. maddesinde cezai şarta ilişkin hükme yer verilmiş ise de davacı işçinin kadroya geçmesi ile cezai şart konusunda taahhütname başlıklı 15.06.2009 tarihli anlaşma yapılmıştır. Bu bakımdan iş sözleşmesinin 10. maddesi ile kararlaştırılan cezai şartın somut olayda bir önemi kalmamıştır. Bununla birlikte, anılan taahhütnamede belirtilen asgari süre içinde iş sözleşmesinin haksız fesihden tarafın diğer tarafa giydirilmiş aylık brüt ücretin beş katı tutarında cezai şart ödeneceği kararlaştırılmış olup, Dairemizin uygulanmamasına göre asgari süreli sözleşmeler bakımından haksız feshe cezai şart yaptırımının bağlanması geçerli kabul edilmektedir. Davacının ve davalı işverenin haksız feshine karşılık ayrı ayrı cezai şart öngörülmüş olduğuna göre cezai şartta denklik bulunmadığını söylemek doğru değildir.
Mahkemece sözü edilen cezai şart bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.