YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21228
KARAR NO : 2013/19394
KARAR TARİHİ : 20.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, boşta geçen süre ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı Kurumda 1998 yılından itibaren muhasebe memuru olarak çalıştığını, hakkında Kadınhanı Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/131 esas ve 2010/20 karar sayılı ilamı ile verilen ceza nedeniyle iş sözleşmesinin 657 sayılı İş Kanunu’nun 48. maddesi uyarınca feshedildiğini, 03.11.2010 tarihinde ceza evine girdiğini, 03.01.2011 tarihinde tahliye olduğunu, akabinde işe başlama için davalıya müracaat ettiğini, 15.06.2011 tarihinde tekrar işe alındığının bildirildiğini, ancak görev tenzilatının yapılmadığını, davalı idarenin haksız işe almaması nedeni ile 5 ay 10 gün açıkta kaldığını, maddi zarara uğradığını, sayaç memuru olarak işe alındığını, görev tenzilatından kaynaklanan maaş ücret farkının ise 3.000,00 TL olduğunu iddia ederek, davacının eski görevine iadesi ile 10.133,00 TL açıkta kaldığı dönemlere ilişkin alacağı ve 3.000,00 TL maaş farkı alacaklarının mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı idare temsilcisi, davacının ceza aldığı için işten çıkarıldığını, ceza kanununda yapılan değişiklik nedeniyle daha sonra cezası düşürüldüğü için tekrar işe alındığını, almış olduğu ceza dikkate alınarak kendisine farklı bir görev verildiğini, davacının herhangi bir zararı olmadığını, açıkta kaldığı dönemlerin ceza aldığı dönemler olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının Kadınhanı Asliye Ceza Mahkemesince görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle bir yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın kesinleştiği ve infaza verildiği, daha sonra 6086 sayılı Kanunun değişikliği nedeni ile cezasının uyarlanarak altı ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, davacının bir yıllık hapis cezasının kesinleşmesinden sonra görevine son verildiği ve sonrasında cezasının düşürülmesi nedeni ile onbirinci derecede bulunan sayaç memuru kadrosuna atandığı, davacının ceza evinden çıktıktan sonra işe başlama talebi ile başvurduğu, hakkındaki ek kararın daha sonraki tarihlerde verildiği, davalı Belediyenin bir yılın altında olan cezalardan dolayı işe başlatma yükümlülüğü var ise de davacının hukuki durumunun anılan tarihlerde belirsizliğini koruduğu, davacının durumunun netleşmesinden sonra davacının, davalı Belediyece işe alındığı, davacı muhasebe kadrosunda olmakla birlikte işe başladıktan sonra muhasebe kadrosu dolu olduğundan, başka bir göreve atanmasında herhangi bir usulsüzlük görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı süresi içinde temyiz etmiştir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, resen dikkate alınır. 5521 sayılı iş Mahkemeleri Kanunu’na göre, iş mahkemeleri, işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle görevlidir.
Somut olayda, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun kapsamında 15.09.1999 tarihinde memur olarak işe alındığı, 09.11.2010 tarihinde bir yıl hapis cezası alması nedeniyle 657 sayılı Kanun’un 48. maddesince memurluktan çıkarıldığı, 15.06.2011 tarihinde 657 sayılı Kanun’un 4/1-c maddesince yeniden işe alındığı, davacının kurum işleminin iptali ile buna bağlı bir kısım alacaklarının tahsilini istediği, işçi olmadığı, davacı ile davalı arasında işçi-işveren arasındaki iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan hak ve iddialardan kaynaklanan uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmış olup, 657 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, bu yasaya tabi çalıştırılan kişilerin çalıştıkları kurumla arasında çıkan uyuşmazlıklarda idari yargının görevli olacağı düşünülmeden, yargı yolu nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.