Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/21600 E. 2013/20133 K. 27.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21600
KARAR NO : 2013/20133
KARAR TARİHİ : 27.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, ihtiyati tedbir kararı verilerek kayyum nezdinde olağanüstü genel kurulun yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacılar 1-…, 2-…, 3-… ve davalı avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki bilgi ve belgelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davanın konusunun olağanüstü genel kurul yapılmasından vazgeçmeye dair davalı sendika merkez yönetim kurulu kararının iptali olmasına ve davanın kapsamı itibariyle kayyum tayini için 4688 sayılı Kanun’da aranan şartlarının bulunmamasına, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uygun olarak karar verilmiş bulunmasına göre davacılar ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün bu ilave gerekçe ile ONANMASINA, 27.09.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Somut olayda davacılar vekili, davalı … Memur Sen Genel Yönetim Kurulu’nun 14-15 Temmuz 2012 tarihlerinde olağanüstü genel kurul yapılmasını öngören 01.12.2011 tarih ve 329 sayılı kararından vazgeçilmesine ilişkin bila tarih ve sayılı kararının yürütmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve bu kararın iptaline, delege istemleri doğrultusunda olağanüstü genel kurul yapılması için bir veya üç kayyım tayin edilerek olağanüstü genel kurul yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sendika.14-15 Temmuz 2012 tarihlerinde olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin karar verildiği sırada sendika aleyhine açılmış bir dava bulunmadığını, ancak 04.01.2012 tarihinde Ankara 12.İş Mahkemesinde açılan dava nedeniyle sendikanın iki kez kongre yapması durumunun yaşanmaması gerekçesiyle alınan karardan vazgeçildiğini, ayrıca söz konusu Yönetim Kurulu kararının anayasa, yasa ve tüzüğe uygun olarak geçerli bir başka Yönetim Kurulu Kararı ile ortadan kaldırıldığını, bu durumun da kötüniyet sayılamayacağını Ankara 12.İş Mahkemesinin olağanüstü genel kurul toplanmasını gerektirecek objektif ve ciddi sebepler olmadığı gerekçesiyle daha önce açılmış olan davayı reddettiğini, sık sık genel kurul yapılmasının sendikayı mali açıdan zor durumda bıraktığığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 26.03.2013 gün ve 2013/7454-4573 sayılı kararı ile “…sendika yönetim kurulunun çoğunluğunu oluşturan üyeleri sendika içi demokrasiye zarar verecek nitelikte usul ve yasaya aykırı uygulama ve kararları ile yasanın “sendikalar İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için… oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar” şeklinde tanımladığı sendikaların kuruluş amaçlarına aykırı olacak şekilde ve sendikaların sosyal dengenin korunması gibi kamu düzeni işlevi görmekte olduğu ilkesine uygun olmayan biçimdeki kararları ile sendika içi çekişmelere yol açtıkları, gerekçe açıklamaksızın istedikleri biçimde kararlar aldıkları bu durumun sendika içi demokrasiyi yok edecek nitelikte olduğu, diğer yönetim kurulu üyeleri ve sendika yöneticileri üzerinde baskı oluşturacak şekilde kararlar alındığı, anlatılan hususların olağanüstü genel kurul istemini haklı kılacak nitelikte ciddi ve somut gerekçeler oluşturduğu, ayrıca olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin karardan gerekçe göstermeden, makul, hukuki ve nesnel sebepleri açıklanmadan vazgeçilmesinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulü ile olağanüstü genel kurul yapılmasından vazgeçilmesine dair sendika yönetim kurulu kararının iptali gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalıdır” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda olağanüstü genel kurul yapılmasından vazgeçilmesine dair sendika Yönetim Kurulu Kararının iptaline, kayyım vasıtası ile davacı vekilinin olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin talebi ile ilgili verilen karar Yargıtay ilamında bozma konusu yapılmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 10.maddesinin dördüncü fıkrasında “Olağanüstü genel kurul, yönetim kurulu veya denetleme kurulunun gerekli gördüğü durumlarda ya da genel kurul üye veya delegelerinin beşte birinin yazılı isteği üzerine en geç altmış gün içinde toplanır”hükmüne yer verilmiş, beşinci fıkrasında ‘Genel kurula çağrı yönetim kurulu tarafından yapılır’ kuralı düzenmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise “Yukarıdaki hükümlere aykırı hareket eden sendika şubesi, sendika veya konfederasyon yönetim kuruluna; üyelerinden birinin veya durumu tespit eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının başvurusu üzerine, iş davalarına bakmakla görevli mahkeme kararı ile işten el çektirilir. Bu takdirde görevli mahkeme, genel kurulu kanun ve tüzük hükümleri gereğince en kısa zamanda toplamak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar cari işleri yürütmekle görevli olmak üzere Medeni Kanun hükümleri gereğince bir veya üç kayyım tayin eder” şekinde düzenlemeye yer verimiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeye göre yönetim kurulunun 10.maddeye aykırı olarak genel kurulu toplantıya çağırmaması halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı veya üyelerden birinin başvurusu üzerine görevli mahkemece Yönetim Kurulu işten el çektirilir. Yönetim Kurulunun işten el çektirilmesi, 10.maddede belirtilen hükümlere aykırı hareket ettiğinin tespit edilmesine ve işten el çektirme konusunda bir talebin varlığına bağlanmıştır. Bu iki husus varsa mahkemece Yönetim Kurulu işten el çektirilmeli ve kayyım tayinine gidilmelidir. Bu nedenle, bozma kararında işten el çektirme ve kayyım tayini konusunda bir değerlendirme yapılmamış olsa bile mahkemenin bu hususu kendiliğinden göz önünde bulundurması gerekirdi. Başka bir anlatımla Yönetim Kurulunun 10.maddeye aykırı davrandığını ve yetkisini kötüye kullandığını tespit eden mahkemenin bozma kararından bağımsız olarak kayyım tayinine karar vermesi gerekirdi.
Öte yandan, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin bozma kararında da belirtildiği üzere Sendika Yönetim Kurulunun delegelerin olağanüstü genel kurulun toplantıya çağrılması istemi hakkında karar verirken, bu yetkisini Medeni Kanun’un 2.maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanması gerekir. Yönetim Kurulunun almış olduğu olağanüstü genel kurul kararından daha sonra yeni bir karar alarak ve gerekçe göstermeden vazgeçmesi sendikaların demoktratik işleyişine uygun olmadığı gibi, nedenleri gösterilmeden, makul ve nesnel gerekçeler açıklanmadan alınan bu karar yetkinin hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.
Somut olayda davacıların olağanüstü genel kurul toplantı taleplerinin Yönetim Kurulunca 01.12.2011 tarihli kararla reddedilme gerekçelerinden biri olağanüstü genel kurul toplantısı için en uygun zamanın 14-15 Temmuz 2012 olduğu ve bu tarihte toplantı yapılması için Yönetim Kurulunca karar alındığıdır. Bu gerekçe Ankara 12.İş Mahkemesinin2012/11 esas sayılı dosyasaında da savunma olarak ileri sürümüş ve mahkemece bu savunmaya itibar edilerek davacıların Yönetim Kurulu Kararının iptali istemleri reddedilmiştir. Ankara 12.İş Mahkemesinin karar verdiği 15.06.2012 tarihi itibariyle olağanüstü toplantı tarihine bir aylık gibi kısa bir sürenin kaldığı göz önüne alındığında davacıların olağanüstü toplantı talebinin iptaline ilişkin istemlerinin reddedilmesi isabetlidir. Nitekim davacılar bu nedenle sözü edilen kararı temyiz etmediklerini belirtmişlerdir.
Ancak, Ankara 12. İş Mahkemesi karar vermeden dört gün önce 11.06.2012 tarihli kararla Sendika Yönetim Kurulu 14-15 Temmuz 2012 tarihlerinde olağanüstü genel kurul yapılması yönünde alınan karardan vazgeçilmesine ilişkin karar vermiştir. Bu karar mahkemeye bildirilmediği için, mahkemece kısa bir zaman içinde olağanüstü genel kurul yapılacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 29.maddesine göre taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Yönetim Kurulunun dava konusu kararı mahkemeye bildirilmemek suretiyle davacılar ve özellikle mahkeme yanıltılmış bulunulmaktadır. Davacıların daha sonra açtığı ve incelemesi yapılan bu davanın yargılaması sırasında genel kurul yapılması için öngörülen tarih de geçmiştir. Bu nedenle, Yönetim Kurulu Kararının iptaline yönelik bu davanın 4688 sayılı Kanununun 10.maddesine dayalı olağanüstü genel kurul talebinin reddine ilişkin Yönetim Kurulu Kararının iptali, işten el çektirme ve kayyım tayini davası olarak nitelendirilmesi ve görülmesi gerekir.
Aynı Yönetim Kurulunun verdiği çok sayıda kararın mahkemelerce iptal edilmesi ve Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği dikkate alındığında iptal ile birlikte Yönetim Kurulunun işten el çektirilmesine ve kayyım tayinine karar verilmesi gerekir. Bu nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.27.09.2013