YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21738
KARAR NO : 2013/19107
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı asıl işveren olan Bayraklı Belediye Başkanlığında, değişen alt işverenlere bağlı olarak 08.04.2009 -31.01.2011 tarihleri arasında çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde yıllık izin haklarının kullandırılmadığını, iki ayda bir hafta tatili kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmanın sürdüğünü, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili ile davacının arasında iş sözleşmesi bulunmadığını savunarak, davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebi reddini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan ilk yargılama sonucunda verilen 30.12.2011 tarih 2011/427 esas, 2011/1010 karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Kararın süresi içerisinde davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay 22 . Hukuk Dairesinin 25.12.2012 tarih 2012/6311 esas, 2012/29520 karar sayılı ilamı ile her ne kadar davacı şahitler hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma iddiasını doğrulamışlarsa da davalı … tarafından dosya içerisine ibraz edilen puantaj kayıtlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de puantaj kayıtlarında işçilerin imzasının bulunmaması ve hemen hemen tüm çalışanların hafta tatili (pazar) ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma yapmadığını gösterir şekilde düzenlenmiş olmaları, tatil çalışmalarına ilişkin iddiasının da sadece davacı şahitleri tarafından değil bir kısım davalı şahitleri tarafından da doğrulanması sebebiyle puantaj kayıtlarına itibar edilmeyerek, şahit beyanları doğrultusunda belirlenen hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun’da (keza 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına sebep olur ve kabul edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay HGK. nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).
Somut olayda, mahkeme Yargıtay 22 . Hukuk Dairesinin 25.12.2012 tarih 2012/6311 esas- 2012/29520 karar sayılı bozma ilamına uymuştur. Bozma ilamına uyulmasına rağmen, davalı işveren tarafından sunulan puantaj kayıtlarına itibar edilmeyerek, şahit beyanları doğrultusunda belirlenen hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının hüküm altına alınması hatalı olup kararın aynı sebeple yeniden bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.09.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.