YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21832
KARAR NO : 2014/32443
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ : İstanbul 10. İş Mahkemesi
TARİHİ : 21/03/2013
NUMARASI : 2011/142-2013/125
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, asgari geçim indirimi, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut olayda, mahkemece davacının 17.07.2004 – 11.08.2010 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı kabul edilmiş ise de, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının, 17.07.2004 – 17.05.2010 ve 25.06.2010 – 11.08.2010 tarihleri arasında olmak üzere aralıklı iki dönem halinde davalıya ait işyerinde çalışması kayıtlıdır. Davalı işverence, davacının çalışmasının hizmet döküm cetvelinde belirtili olduğu üzere kesintili gerçekleştiği savunulmuştur. İşyeri dosyası içeriğinde, işçinin emeklilik sebebiyle iş sözleşmesini 17.05.2010 tarihinde feshettiğini bildirir dilekçesi mevcuttur. Davacının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne sunduğu 20.09.2010 havale tarihli şikayet dilekçesindeki beyanıyla da, söz konusu çalışmanın aralıklı gerçekleştiği doğrulanmaktadır. Anılan sebeple, davacının çalışma süresinin aksi ispatlanmayan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları esas alınarak belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
3-Mahkemece, tek bir çalışma süresi esas alınarak, sadece 11.08.2010 tarihli işverence keşide yazılı fesih bildirimine göre, davacının tazminat alacakları değerlendirilmiştir. Yukarıdaki bentte belirtildiği üzere, davacının çalışması aralıklı şekilde gerçekleşmiş olup, her bir çalışma döneminin ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir.
Davacının ilk çalışma dönemi, 17.07.2004 – 17.05.2010 tarihleri arasında geçmiştir. Davacı, işverene sunduğu 17.05.2010 tarihli fesih dilekçesiyle, emeklilik için gereken şartları tamamladığından iş sözleşmesini feshettiğini bildirmiştir. İşverence de, işçinin “kod 8” ( emeklilik kodu) bildirimiyle işten çıkışı aynı tarih itibariyle yapılmıştır. Fakat kıdem tazminatı ödenmemiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından anlaşıldığı üzere, kurumca, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebi, beşbinikiyüzyirmibeş gün prim ödeme sayısını tamamlamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Durum böyle olmakla birlikte, davacının onbeş yıl sigortalılık ve üçbinaltıyüz gün prim ödeme sayısını tamamladığı sabit olduğundan, davacı bu fesih sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanmıştır. İş sözleşmesini fesheden tarafın ihbar tazminatına hak kazanması ise mümkün değildir.
Davacının 25.06.2010 – 11.08.2010 tarihleri arasındaki son çalışma dönemine gelince, süre bir yıldan az olmakla birlikte, bu sürenin kıdem tazminatına esas çalışma süresinin belirlenmesinde önceki dönem çalışma süresine eklenmesinin mümkün olup olmadığı ile bu dönem bakımından davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Bu dönemde, davacının iş sözleşmesi, 11.08.2010 tarihli yazılı fesih bildirimiyle, davacının işyerinde, F.. E.. isimli başka bir işçiyle kavga etmesi gerekçesi gösterilerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(d). maddesi uyarınca feshedilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacının 06.08.2010 tarihinde, işyerinde mesai saatleri içerisinde, cam silme meselesi sebebiyle işverenin başka bir işçisiyle tartıştığı, işçilerin karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettiği ve vurduğu sabittir. İşverence, her iki işçinin de iş sözleşmesi aynı sebeple feshedilmiştir. Bu halde, söz konusu dönem bakımından, 4857 sayılı Kanun’un 25/II-(d). maddesi uyarınca, işveren feshi haklı sebebe dayanmakta olup, mahkemece işverenin fesihte haksız olduğunun kabul edilmesi dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır.
Açıklanan sebeplerle, davacının kıdem tazminatı sadece, 17.07.2004 – 17.05.2010 tarihleri arasındaki çalışma dönemi esas alınarak hesaplanmalı ve hüküm altına alınmalıdır. İhbar tazminatı talebi ise reddedilmelidir.
4-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının günlük çalışma saatinin, 07:00-18:00 saatleri arasında olduğu, tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı esas alınarak, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri hesaplanmış ise de, davacının fiilen yaptığı işin niteliğiyle işyerinin özellikleri nazara alınarak, taraf şahitlerinin beyanları ve dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının günlük çalışmasının 08:00-18:00 saatleri arasında geçtiğinin, dini bayramlar dışında kalan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının kabul edilmesi dosya içeriğine uygun düşecektir. Mahkemece bu yön gözetilerek, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının miktarı yeniden değerlendirilmelidir.
5-Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi uygulaması açısından, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri prime esas kazançlar içerisinde olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, söz konusu alacakların net miktarlarının belirlenmesinde, işçi payına düşen prim kesintilerinin nazara alınmaması hatalı olmuştur.
Yukarıda yazılı sebeplerden, hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.