YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23262
KARAR NO : 2013/19160
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
Davacı … adına Avukat … ile davalı ….Hazır Beton ve Yapı Eleman San. ve Tic. A.Ş. adına Avukat Necati Şahin aralarındaki dava hakkında Isparta İş Mahkemesinden verilen 25.06.2012 tarih ve 2012/109 esas, 2012/226 karar sayılı kararın temyiz incelemesi sonucunda, Dairenin 26.11.2012 tarih ve 2012/25725 esas, 2012/26416 karar sayılı ilamıyla kararın ONANMASINA karar verilmiştir. Davacı vekilince, mahkemece kurulan kısa kararda işe başlatmama tazminatının altı aylık brüt ücret olarak belirlenmesine rağmen, gerekçeli kararda bu tazminatın dört aylık brüt ücret olarak belirlendiği, bu yönüyle kararın maddi hataya dayandığı gerekçesiyle ortadan kaldırılması istenilmiş olmakla Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Mahkemece davada verilen davanın kabulüne ilişkin kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve kanuni gerekçeleriyle birlikte mahkemenin yazmasından ibarettir. Artık bu karardan dönmek mümkün olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir.
Esasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 294. ve 298. maddeleriyle varlık kazandırmıştır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural 6100 sayılı Kanun’un 294. maddesinde de tekrarlanmış; 6100 sayılı Kanun’un 298/2 maddesinde de “gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar meydana getirir. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edilikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve yasalarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Somut olayda, mahkemece davanın kısa kararının ikinci bendinde, “Davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde, davacının kıdem durumu dikkate alınarak takdiren ödenmesi gereken tazminat miktarının 6 aylık brüt ücreti olarak tespitine” denilmiş ise de, gerekçeli kararda, “Davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde, davacının kıdem durumu dikkate alınarak takdiren ödenmesi gereken tazminat miktarının 4 aylık brüt ücreti olarak tespitine” şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
Takdir edilen işe başlatmama tazminatının miktarı konusunda kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu belirgindir.
Hal böyle olunca, mahkemece 6100 sayılı Kanun’un 294, 297 ve 298. maddelerinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Davacının kararın maddi hataya dayandığı yönündeki talebi yerinde görülmüş ve karar bu sebeple bozulmuştur.
SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.