Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/23318 E. 2014/33595 K. 27.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23318
KARAR NO : 2014/33595
KARAR TARİHİ : 27.11.2014

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi
TARİHİ : 20/05/2013
NUMARASI : 2013/401-2013/303

Hüküm süresi içinde davalı-karşı davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, ücret, sefer primi kesintisi ile genel tatil alacaklarını ve işe girerken alınan senedin iadesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını savunarak, karşı davada ihbar tazminatı istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı-karşı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının sefer primi kesintisi talep edip edemeyeceği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı işçi dava dilekçesinde sefer başına tam ve eksiksiz ödeme yapılması gerekirken mesnetsiz olarak 1.650 euro sefer prim kesintisi yapıldığını kesintinin sefer prim dökümlerinden anlaşılacağını iddia ederek fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş ve 10,00 TL sefer primi kesintisi talebinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dosyaya sunulan sefer bilgi formlarına göre kesinti yapıldığına ilişkin her hangi bir veri bulunmadığı belirtilmiştir. Dava ıslah edilmediğinden taleple bağlı kalınarak 10,00 TL sefer primi alacağı hüküm altına alınmıştır. Dosyada, davacının sefer bilgi formlarında sefer primlerinden kesinti yapıldığına dair delil bulunmadığından anılan isteğin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkeme kararlarının kapsamı ve içermesi gerektiği unsurlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesinde düzenlenmiştir.
Anayasanın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Nitekim, 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadları Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve kanuni olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3. maddesi ve ona uygun bir düzenleme içeren 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Dosya içeriğine göre; mahkemece karar yeterli gerekçeyi içermeden yazılmıştır. Her talebin karşılanarak gerekçeli yazılması gerekir.
4- Öte yandan teminat senedi ile ilgili olumlu olumsuz hüküm kurulmaması hatalı olup açık gerekçe yazılmadığından karar bu yönden de yetersizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.