YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/24532
KARAR NO : 2013/20304
KARAR TARİHİ : 01.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, fesih tarihi itibari ile müvekkiline ait iş yerinde çalışan işçi sayısının otuzdan az olduğu, davacının iş akdinin haklı nedene dayalı feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davalı iş yerinde iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte otuz işçi çalışmadığından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18/1. maddesinde aranan şartların gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda, davalı şirketin uluslararası nitelikteki Nabucco Gas Pipeline İnternational GMBH şirketin alt şirketi olu olmadığı ve fesih tarihinde ki işçi sayısının uluslararası şirkette bağlı çalışan işçiler dahil edilerek belirlenip belirlenemeyeceği uyuşmazlığın temel noktası oluşturmaktadır.
Dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketin 22.06.2010 tarihinde kurulduğu dava dışı Nabucco Gas Pipeline İnternational GMBH şirketinin kurucu ortak olduğu ve davalı şirketin % 98 hissesinin Avusturya uyruklu bu şirkete ait bulunduğu anlaşılmaktadır.
04.06.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 04.03.2010 tarih 5956 sayılı Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan “ Nabucco Projesi “ hakkındaki antlaşmada, Türkiye’de başlayarak Avusturya’ da sona erecek Nabucco Uluslararası Doğal Gaz Boru Hattı Projesi kapsamında, projenin gerçekleştirileceği her ülkede Nabucco Ulusalararası şirketine bağlı ulusal bir şirket kurulacağı öngörülmüştür.
Dosya içerisinde mevcut organizasyon şemasının incelenmesinde de ana şirket olan Nabucco Gas Pipeline İnternational GMBH Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Türkiye ‘de “ Nabucco Projesi “ kapsamında beş ayrı ulusal şirket kurduğu görülmektedir. Ayrıca davacı ile davalı şirket arasındaki tüm yazışmaların Nabucco Gas Pipeline İnternational GMBH ana başlığı ile yapıldığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen aynı iş kolundaki işyerinin sadece ülke sınırları çerçevesinde değerlendirileceğine ilişkin kanuni bir düzenleme bulunmaktadır. Uluslararası çalışan ve bir çok ülkede işyeri açan bir kuruluşun, açtığı işyerini bulunduğu ülke mevzuatına göre kurması ve bu şubenin ayrı bir tüzel kişilik kazanması, bir şirketin aynı iş kolunda bir çok işyeri olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Bu durumda davalı şirketin yurt dışında da iş yerlerinin olduğu buna göre otuz işçi koşulunun gerçekleştiği dikkate alınmalı, mahkemece işin esasına girilerek ve yargılama sonucuna göre bir karar verilmelidir. Hatalı değerlendirme ile davanın reddilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.10.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.