YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/24640
KARAR NO : 2013/20659
KARAR TARİHİ : 03.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Uyuşmazlık konusu husus, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğudur.
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun, 32. maddesi; “Okutmanlar, ilgili kurumların görüşü alınarak fakültelerde ve fakülteye bağlı birimlerde dekanların, rektörlüğe bağlı enstitü veya yüksekokullarda müdürün önerisi ve rektörün onayı ile süreli veya sürekli olarak atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Hukukumuzda yargı yolu için de, görev tabiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.
Uyuşmazlık Mahkemesi 05.11.2012 tarih ve 2012/189 esas, 2012/234 karar, 24.12.2012 tarih ve 2012/223 esas, 2012/282 karar sayılı kararları ile vakıf üniversitelerinde öğretim üyesi (sırasıyla Prof. Dr, Doç, Yrd. Doç.) olarak çalışan davacıların iş sözleşmesinin feshi sebebiyle işlemin iptali istemi ile idari yargıda açılan davalarda, idare mahkemelerinin, görevli mahkemenin adli mahkemeler olduğu yönündeki itirazları reddederek, görevli olduklarını kabul etmesi sebebiyle, davalı idare vekillerinin görev uyuşmazlığı çıkartılmasını talep etmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve Danıştay Başsavcılığı’nın hukuki mütalaaları alındıktan sonra; “Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde; davalı üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının; statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, idare hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açıktır. Bu açıdan davacının, iş sözleşmesinin feshine ilişkin işleminin de 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde tanımı yapılan iptal davasına konu edilebilecek nitelikte bir idari işlem niteliği taşıdığı; bu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminin de, Anayasayla bu denetim için oluşturulan İdari Yargı’nın görev alanında bulunduğu sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar vermiştir.
Dava konusu somut olayda, davacı … Üniversitesinde öğretim üyesi (sırasıyla Prof. Dr, Doç, Yrd. Doç.) olarak değil okutman olarak çalışmıştır. Bu durumda, mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu alacağın İş Mahkemesinin görev alanına girdiği değerlendirilerek, işin esasına girilip deliller toplanmak suretiyle hâsıl olacak neticeye göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 03.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.