Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/25830 E. 2013/20189 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/25830
KARAR NO : 2013/20189
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 10.09.2002 – 18.04.2012 tarihleri arasında davalı şirketin liman tesisinde işçi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin araçlara menfaat karşılığında fazla yükleme yaptırdığı ve ustabaşı olduğundan denetimindeki işçilere de fazla yükleme konusunda göz yumduğu, ayrıca işyerinde uyuşturucu madde bulundurduğu gerekçesiyle, uzun süreli çalışan olması ve mağdur olmaması için kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının fazla dolum yapılması olayıyla bir bağlantısının bulunmadığı, görev tanımında dolum operatörlerini denetleme görevinin belirlenmediği, davacıyla aynı pozisyonda olan başka çalışanların da olduğu, bir çalışanın usulsüz dolum yapması eyleminin en ağır sonuç olan iş sözleşmesinin feshi yoluyla davacıya yüklenmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, sadece davacının bu olaydan haberdar olabileceği ihtimaline dayanarak iş sözleşmesinin feshinde işverenin iyiniyetli olarak hareket ettiğinin düşünülemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının iş sözleşmesinin menfaat karşılığı fazla mal yüklenmesine göz yumması ve uyuşturucu madde bulundurması sebebiyle geçerli sebeple feshedildiği, davacı işçinin liman tesislerinde dolum operatörü olarak dava dışı diğer çalışan Soner Kara ile birlikte çalıştıkları, menfaat karşılığı fazla mal yükleme yapıldığının araç sürücüleri ve Soner Kara’nın beyanı ile sabit olduğu, her ne kadar davacının alan sorumlusu olarak diğer çalışan Soner Kara üzerinde denetim görevi bulunduğu ispatlanmadığı ileri sürülmüş ise de, olayın meydana geldiği işyeri ortamı ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde işverenin davacı işçiye güveninin kalmadığı, haklı sebeple feshedilebilecekken kıdemi nazara alınarak hakları ödenerek feshedildiği, yapılan feshin geçerli sebeple yapıldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.