Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/25918 E. 2013/19536 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/25918
KARAR NO : 2013/19536
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, hafta tatili, fazla mesai, yolluk ücreti ve yemek bedeli ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yolluk, yemek yardımı, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve derhal uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 120. maddesi ile gider avansı yönetmeliğince belirlenen 150,00 TL gider avansının iki haftalık kesin süre içinde davacı vekili tarafından yatırılmaması gerekçesiyle, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık, 1086 sayılı Kanun döneminde açılan davada, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-g ve 120. maddelerinde düzenlenen gider avansının ne şekilde ikmal ettirilmesi gerektiği noktasındadır.
Dosya içeriğine göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle, mahkemece, 22.12.2011 tarihli oturumda, dosyanın bulunduğu safahat itibariyle 150,00 TL gider avansını yatırması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilinin kesin süre geçtikten sonra olmak üzere 02.04.2012 tarihinde avansı yatırması nedeniyle dava usulden reddedilmiştir.
Dava, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükte iken, 09.05.2005 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut değildir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-g maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 448. maddesine göre “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır”. 450. maddesine göre ise “18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır”. Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 sayılı Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girer.
Kanun açıkça bir istisna getirmediğine göre dava şartı olarak düzenlenen gider avansı alınması kuralının, mülga 1086 sayılı Kanun döneminde açılan derdest davalarda da uygulanması gerekir.
6100 sayılı Kanun’un 120. maddesinde belirtilen gider avansı ile 324. maddesinde belirtilen delil ikamesi için avans ayrı maddelerde düzenlenerek farklı sonuçlara bağlanmıştır. Buna göre gider avansı, delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderlerini kapsamaktadır. Şu halde delil ikamesi avansı ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrılması, gider avansı ve delil avansı kalemlerine ilişkin miktarların ayrı ayrı belirlenmesi, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması gerekir.
Tanık dinlenilmesi, bilirkişi incelemesi ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin, gider avansı içinde değerlendirilmesi 6100 sayılı Kanun’un 324. maddesindeki düzenleme karşısında mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Mahkemece gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve taraflara hem gider avansının hem de delil ikamesi avansının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır. Delil ikamesi avansının kesin süre içerisinde yatırılmaması, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddini gerektirmeyip, ilgili tarafın dayanmış olduğu delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılması sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, mahkemece, 150,00 TL gider avansını yatırması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmiş, ancak belirlenen bu miktarın içinde delil ikamesine yönelik gider bulunup bulunmadığı açıklanmamıştır. Bu nedenle, talep edilen giderin, gider avansı veya delil ikamesi avansı olup olmadığı denetlenememektedir. Yukarıda açıklandığı gibi, gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemez. Bu anlamda, mahkemece, davacıya yükletilen giderin dökümü yapılarak, gider avansına yahut delil avansına yönelik olup olmadığı belirtildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açık olmayan ara kararla verilen kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi yönünde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.09.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup, bunların arasında gider avansı da dava şartlarından sayılmıştır.
Mahkemece 18.11.2011 tarihli ara kararı ile davacı tarafa HMK.m.120/2’e dayanılarak Adalet Bakanlığında çıkarılan Gider Avansı Tarifesine göre belirlenen avansı yaptırması için iki haftalık kesin süre verilmiş, davacının kesin sürenin gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle HMK. m.115 uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 448.maddesinde “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır” hükmüne yer verilmiş; 450.maddesinde ise “ (1) 18.06.1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır” kuralı düzenlenmiştir. Buna göre “derhal uygulanma” ilkesi gereğince mahkemece istenen gider avansının yatırılmaması nedeniyle davanın usulden reddi isabetlidir.
Sırf eski Kanun döneminde açıldığı gerekçesiyle gider avansına ilişkin hükmün uygulanmayacağının kabul edilmesi HMK.m.448’e açıkça aykırıdır. Kaldı ki, davanın geldiği aşama itibariyle tebligat ve benzeri giderler için yatırılması istenen 150 TL gider avansı miktarı da makul düzeydedir.
Gider avansına ilişkin ara kararında Adalet Bakanlığınca yayınlanan Gider Avansı Tarifesine göre avans istendiği belirtilmiş olup, gider avansını oluşturan kalemlerin ayrı ayrı belirtilmesine gerek yoktur. Çünkü yargılama sonucunda harcanmayan para davacıya iade edilecektir. Sayın Çoğunlukça oluşturulan bozma kararında Tarifede yer alan bazı kalemlerin delil ikamesine yönelik olduğu, bunun sonuçlarının ayrı olduğu ve ara kararında sonuçlarının ayrıca belirtilmesi gerektiği ifade edilmiş ise de, delil ikamesine ilişkin giderlerin gider avansı içinde gösterilerek HMK.m.115.uyarınca davanın usulden reddi kararı temyiz eden davacının lehinedir. Çünkü davanın usulden reddi halinde tekrar dava açma imkanı bulunmaktadır. Delil ikamesine ilişkin giderlerin yatırılmaması durumunda ise ispat sorunu ortaya çıkmakta ve kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesi söz konusu olmaktadır.
Bu nedenle mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 23.09.2013