YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27366
KARAR NO : 2014/35994
KARAR TARİHİ : 18.12.2014
MAHKEMESİ : Gebze 3. İş Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2012/294-2013/246
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalılara ait minibüs hattında kahya olarak çalışırken iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalılar cevaplarında, davacının işçileri olmadığını, taraf sıftalarının bulunmadığını, minibüslerde tek çalışanın şoförler olduğunu, kesinleşmiş bir hizmet tespiti bulunmadığını, uzun süre sigortasız çalıştırıldığını iddia eden davacının aynı zamanda sigorta kayıtları hakkında muvazaa iddiasında bulunması, zamanaşımı süresinin dolması gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı iş sözleşmesi kurulduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 8. maddesinde, “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir” tanımlaması yapılmıştır. Belirtmek gerekirse, 4857 sayılı İş Kanunu’nda “Hizmet akdi” sözcüğü terkedilmiş, yerine “İş sözleşmesi” ifadesi kullanılmıştır.
Hizmet sözleşmesinin, “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeği ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder” şeklindeki tanımı mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 313/1. maddesinde yapılmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurları belirginken, 4857 sayılı yeni İş Kanununda, daha önce Anayasa Mahkemesi ve öğretinin de kabul ettiği gibi “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir.
Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır.
Zaman unsurundan amaç; bir kimsenin günlük belirli bir zaman dilimi içerisinde iş gücünü bir işveren emrine tahsis etmesidir.
Yukarıda değinildiği üzere; ücret, Borçlar Kanunu’nun m.313 anlamında hizmet sözleşmesini oluşturan unsurlardandır. Görülen iş karşılığı işverenin belli bir zaman dilimi için ödemiş olduğu bedel, ücret unsurunu oluşturur. İş hukukunda ücret değişik şekillerde ödenebilir. Bu ödeme şekillerinden biride bahşiş usulüdür. Diğer yandan ücret işveren dışında üçüncü şahıslarca da ödenebilir.
Sonuç itibariyle, iş sözleşmesini karakterize eden unsurlar, “zaman”, “bağımlılık” ve “ücret” olarak sıralanmakta ve “ücret” unsurunun yokluğu durumunda çalışma ya vekalet sözleşmesine, ya da bir sözleşme ilişkisi bulunmaksızın hatır, yardım, dayanışma, arkadaşlık gibi bir sebebe dayanmaktadır.
Somut olayda, şahit anlatımları, davacının Belediye’den aldığı mesleği ile ilgili eğitim, hat sertifikası ve hat sorumlusu olduğuna dair belgeler, işverenlerden birinin kaşe ve imzası ile maaş durumunu bildiren yazısı gibi bilgi ve belgelerle tüm dosya kapsamı davacının iş sözleşmesi ile çalıştığını ortaya koymaktadır. Davacının uyuşmazlık döneminde hizmet cetvelinde biribirinden ayrı iş kollarında farklı zamanlarda giriş-çıkış kayıtlarının görünmesi karşısında gerçek fiili çalışmanın bu işyerlerinde geçmediği iddiası karşısında gerçek işverenin belirginleştirilmesi gerekir. Davacı 19.07.1995 tarihinden beri davalı minibüs sahiplerinin çalıştığı hatta kahya olduğunu belirtmiş ve her bir minibüs sahibine işveren olarak dava açmıştır. Minibüs hatlarının işletilmesi genel uygulamaya göre minibüs sahiplerinin kurdukları koopretifler üzerinden yapılmaktadır. Bu bağlamda davacının çalıştığı hatta koopretifin kurulup kurulmadığı araştırılarak işverenin kim olduğunun aydınlatılması ve temsilcide hata olup olmadığı değerlendirildikten sonra alacak istekleri konusunda bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.12.2014gününde oybirliğiyle karar verildi.