Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/27638 E. 2014/36189 K. 22.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27638
KARAR NO : 2014/36189
KARAR TARİHİ : 22.12.2014

MAHKEMESİ : Bakırköy 10. İş Mahkemesi
TARİHİ : 05/03/2013
NUMARASI : 2011/368-2013/191

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, aleyhine başlatılan icra takibine konu senedin işe girerken teminat amaçlı alındığını ve davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile davalının alacağın %40’ı oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, 15.000,00 USD bedelli senedin, 1.157,27 TL kasa farkı, 300,00 TL temizlik personelinin ödenmeyen maaşı, 9.838,37 TL sayım açığından, davacının ödenmeyen 775,63 TL’lik 9/2008 dönemi ücreti ve 988.74 TL’lik 10/2008 dönemi ücreti mahsup edildiğinde bakiye 9.531,27 TL’lik borç sebebiyle takibe konulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Bakırköy 11. İş Mahkemesinin 2008/1196 esas sayılı dosya içeriği ve bu dosyada alınan tanık beyanları birlikte nazara alınarak, takibe konu senedin davacıdan işe girişte alındığı, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmakta olup 15.000,00 USD bedelli senet imzalanmasını gerektirecek bir ilişkinin bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, iş sözleşmesinin feshinin ardından davacı tarafından tazminat ve işçilik alacakları konulu dava açıldıktan sonra davalı işveren tarafından bu senedin icraya konulduğu, yapılan takibin kötü niyetli olduğu, davacının davalıya bu senetten dolayı borçlu bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne ve davalının alacağın %40′ ı oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık takip konusu senedin kötüniyetli olarak icraya konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır .
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun takip tarihinde yürürlükte olan 72/5. maddesinde “….Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda; takip konusu senet bakımından davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; davacının iş sözleşmesinin, kasadan tam miktar almasına rağmen temizlik görevlisine 300,00 TL eksik ödeme yaptığı ve 02.03.2008-30.03.2008-04.05.2008-08.06.2008 tarihlerinde şirket kasasından H. D. adına 400,00 TL temizlik gideri olarak göstermesine rağmen bu tarihlerde mağaza temizliğinin mağaza personeli tarafından yapıldığı ve herhangi bir ücret alınmadığı gerekçeleriyle feshedildiği, davacı tarafından açılan işçilik alacaklarına ilişkin davada feshin haklı sebebe dayanmadığı gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Davaya konu senedin ise 1.157,27 TL kasa farkı, 300,00 TL temizlik personelinin ödenmeyen maaşı, 9.838,37 TL sayım açığından, davacının ödenmeyen 775,63 TL’lik 9/2008 dönemi ücreti ve 988,74 TL’lik 10/2008 dönemi ücreti mahsup edildiğinde bakiye 9.531,27 TL’lik borç sebebiyle takibe konulduğu ve 300,00 TL’lik eksik ödenen temizlik görevlisi ücreti dışındaki miktarlar fesih sebebi yapılmadığı gibi diğer hususların işçilik alacakları davasında da irdelenmediği anlaşılmakla; işverenin senedi kötüniyetli olarak takibe koyduğundan söz edilemez. Kaldı ki, dosyadaki bir kısım belgelerden sayım ve kasa açıklarının dönem dönem işçi ücretlerinden kesinti yapılarak tahsil edildiği de sabittir. Takip konusu senet bakımından davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi isabetli ise de senedin takibe konulmasında işverenin kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden, kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.12.2014 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı, 15.000 TL’lik bononun işe girişte alındığını iddia etmiş ve bu iddiasını tanık beyanları ile ispat etmiştir.
Davalı, bononu bir miktarının kasa açığı olduğunu iddia etmiş, bu iddiasına karşılık aynı ay içinde sadece 20 güne sıkıştırılmış 3 tane tutanak tutulduğunu belirtmiş ve bu tutanakları dosyaya ibraz etmiştir. Ayrıca daha önceki tarihlerde davacının temizlik gideri olarak ödediği ücretlerle ilgili tutanaklar da dosyaya ibraz edilmiştir.
Davacı, davalı işverence haklı nedenle işten çıkartılmış, ancak davalı-davacının açtığı alacak davasında haklı feshi ispat edememiş, davacı kıdem ve ihbar tazminatlarını hak etmiştir.
Davacının imzasını taşıyan bononun, davacıdan işe girerken alındığı anlaşılmış, davalının ise kasa açığı ve diğer açıkları ispat edemediği gözönünde tutulduğunda davalınan karşılıksız senedi kötüniyetli bir şekilde tahsile koyduğu davacı tarafından ispatlanmış olmasına, mahkemece davacı lehine %40 oranında kötüniyet tazminatına hükmetmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak çoğunluk tarafından, kötüniyet tazminatı hak edilemeyeceğine dair düşüncesi kanatımızca gerekçesizdir. Bu nedenle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 22.12.2014