YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27658
KARAR NO : 2013/20193
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili davalı Bakanlık aleyhine … İstanbul Bölge Müdürlüğü tarafından düzenlenen 29.03.2013 tarih ve 434221173-622.1.2.2965 sayılı yazı ve İş Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişleri tarafından hazırlanan 27.02.2012 tarih ve CBT-14/NA-06 sayılı rapordaki alt işverenlik uygulamasının muvazaaya dayandığına ilişkin hukuki değerlendirmesinin yasaya uygun olmadığını iddia ederek anılan raporun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa duruşma günü tebliğ edilmeden, öninceleme safhasında karar verildiği için davalı taraf savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece itiraz edilen raporu düzenleyen Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün Beyoğlu ilçesinde bulunduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davanın kanuni dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 3/2. maddesidir. Anılan maddede “Bu Kanunun 2. maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.” hükmünü içermektedir.
Kanunun açık hükmü karşısında mahkemenin 4857 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi çerçevesinde düzenlenen İş Müfettiş raporuna karşı yapılan itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğu anlaşıldığından davacının temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Mahkemenin itiraz üzerine verdiği karar 4857 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi uyarınca kesin olduğundan davacı vekilinin temyiz talebinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.