Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/28060 E. 2013/20093 K. 27.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/28060
KARAR NO : 2013/20093
KARAR TARİHİ : 27.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 10.03.2003-12.06.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalı işverence ileri sürülen sebeplerin geçerli olmadığını, ticari faaliyette bulunduğu iddiasının doğru olmadığını, eski çalışanlardan Hacı Nuh Kaya’nın borcu nedeniyle bilgisi ve rızası dahilinde işlem yaptığını, bu şahısla ilgili müvekkiline borcu nedeniyle verdiği senetten dolayı icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, aynı nedenlerle soruşturma geçiren diğer çalışanların iş sözleşmelerinin feshedilmediğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka ile davacı arasında güven ilişkisi ve bağlılık ve doğruluk kurallarına uymadığını, müvekkili bankayı anılan konuda yanılttığının ve işyeri kurallarına uymadığının davacı tarafından verilen cevaplarlada sabit olduğunu, davacı hakkındaki soruşturma sonuç kısmında davacının görevden çıkartılmasının istendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi heyeti raporuna ve tüm dosya kapsamına göre davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığı hususunun işverence ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davacının 10.03.2003-12.06.2012 tarihleri arasında davalı bankada güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin hakkında yürütülen soruşturma sonucunda çalışma ve davranışlarının mevzuata aykırı olması ve kendisine duyulan güveni sarsacak davranışları nedeniyle geçerli neden belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı hakkında şikayet üzerine davalı banka tarafından soruşturulma yürütüldüğü ve bu soruşturma sonucunda davacının iş sözleşmesi geçerli neden belirtilerek feshedilmiştir. Soruşturma dosyası incelendiğinde davacının davalı bankanın çalışma mevzuatına aykırı işlemler yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı savunmasında bu işlemleri ilgili kişilerin bilgisi dahilinde yaptığını belirtmiştir. Bankacılık sektörü güven ilişkisine dayanmakta olup çalışanlarının bu güven ilişkisini sarsacak her türlü davranıştan kaçınması gerekmektedir. Davacı tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen davranışlar,soruşturma kapsamı ve davacının savunmaları dikkate alındığında davacı ile davalı banka arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu sabittir. Hal böyle olunca tüm dosya kapsamı, fesih bildirminde belirtilen sebepler ve soruşturma kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 775,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 27.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.