Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/2861 E. 2013/5157 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2861
KARAR NO : 2013/5157
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, seyyar görev tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı kurumun müvekkilini 20.10.2006-30.03.2012 dönemleri arasında pozisyonu dışında çalıştırmasına rağmen Toplu İş Sözleşmesinin 26/e-1. maddesi ile hüküm altına alınan seyyar görev tazminatını ödemediğini, emsal mahkeme kararlarında davacıların seyyar görev tazminatı taleplerinin kabul edildiğini, kararların ise Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini iddia ederek seyyar görev tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, seyyar görev tazminatına hak kazanabilmek için fiilen memuriyet mahalli dışında çalışılması gerektiğini, davacı işçinin ise il milli eğitim müdürlüğü emrinde belediye sınırları içerisindeki bir okulda görevlendirildiğini, belediye sınırları dışına çıkmayan bir kişiye seyyar görev tazminatı ödenemeyeceğini, seyyar görevli olarak çalışan personelin kadro ve unvanlarının her yılın başında belirlenmesi ve seyyar görevli olarak çalışacağı belirtilen memur ve işçi sayısının maliye bakanlığınca vize edilmesi gerektiğini vize edilen işçi sayısından fazla işçinin seyyar görevli olarak çalıştırılması ve seyyar görev tazminatı ödenebilmesinin mümkün olmadığını, Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesinde farklı pozisyonda çalışan işçilerin araziye çıksın ya da çıkmasın belediye sınırları içinde çalışsalar dahi seyyar görev tazminatına hak kazanacakları şeklinde yorumlanamayacağını, ayrıca 01.03.2011-28.01.2013 yürürlük tarihli Toplu İş Sözleşmesinin 10.04.2012 tarihinde imzalandığını ve sözkonusu Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesinin “e” bendinin son cümlesinin harcırah kanunu hükümlerine istinaden araziye fiilen çıkılması durumunda seyyar görev tazminatı ödeneceği şeklinde değiştirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, toplu iş sözleşmesine göre seyyar görev tazminatına hak kazanılabilmesi için işçinin farklı pozisyonda çalıştırılmasının yeterli olduğu, sonraki toplu iş sözleşmesinin ise imza tarihinden sonra hüküm ve sonuç doğuracağını, davacının seyyar görev tazminatı alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 6. maddesinin son fıkrasına göre, sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri yeni toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak varlığını devam ettirir. Aynı düzenlemeye, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 36. maddesinin 2. fıkrasında da yer verilmiştir. Sözkonusu hükümlerde yer alan düzenlemelere kısaca “toplu iş sözleşmesinin art etkisi” denilmektedir.
… ile Yol-İş Sendikası arasındaki 3. dönem Toplu İş Sözleşmesi öncesi yürürlükte bulunan ve Toplu İş Sözleşmelerinin 26. maddesinin “e” bendine göre, tayin edildikleri pozisyon dışında başka bir pozisyonda çalıştırılan işçilerin tayin edildikleri pozisyona nazaran aynı hizmet bölümü içinde eş veya yüksek derecede pozisyonlarda çalıştırılmaları halinde çalıştırıldıkları günlere münhasır olmak üzere gündeliğinden ayrı olarak sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren yapılan ek ödemeye devam edileceği belirtikten sonra ayrıca işçi lehine olan primler ve seyyar görev tazminatı da ödeneceği ifade edilmiştir.
16.04.2012 imza tarihli 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük tarihli 3. dönem Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesinin “e” bendinde ise, tayin edildikleri pozisyon dışında başka bir pozisyonda çalıştırılan işçilerin tayin edildikleri pozisyona nazaran aynı hizmet bölümü içinde eş veya yüksek derecede pozisyonlarda çalıştırılmaları halinde çalıştırıldıkları günlere münhasır olmak üzere gündeliğinden ayrı olarak sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren yapılan ek ödemeye devam edileceği belirtikten sonra ayrıca bu işçi lehine olan primler ödeneceği, bu işçilere araziye çıkmaları halinde 6245 sayılı Kanunda belirtilen esaslar dahilinde hak kazanacağı seyyar görev tazminatı verileceği düzenlenmiştir.
Yine 3. dönem Toplu İş Sözleşmesinin 50. maddesinde, seyyar görev tazminatı konusunda Harcırah Kanunu, Bütçe Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre ödeme yapılacağı ifade edilmiştir
Bilindiği üzere, toplu iş sözleşmeleri imzalanma süreçleri uzayabilmekte ve bu nedenle toplu iş sözleşmesi düzeninde kesinti meydana gelmemesi amacıyla toplu iş sözleşmelerinin yürürlük tarihleri imza tarihinden önceki bir tarih olarak belirlenebilmektedir. Toplu iş sözleşmelerinin art etkisi de yeni toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girinceye kadar işçilerin toplu iş sözleşmesiyle sağlanan korumadan ve haklardan yararlanmaya devam etmelerine yöneliktir. Dolayısıyla yürürlük tarihinin imza tarihinden önceki bir tarih olarak belirlendiği toplu iş sözleşmelerinde önceki toplu iş sözleşmesinin art etkisinin imza tarihine kadar olacağı ileri sürülemez.
Somut olayda, uyuşmazlık davacı işçinin toplu iş sözleşmesinde düzenlenen seyyar görev tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.
Toplu iş sözleşmesinde seyyar görev tazminatı açıkça araziye çıkma şartına bağlanıp hak kazanma bakımından 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun ilgili maddelerine atıfta bulunulmuştur. Şu halde toplu iş sözleşmesine göre konunun incelenerek araziye çıkma ve atıfta bulunulan Harcırah Kanunu’ndaki seyyar görev tazminatına hak kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp sonucuna göre davacının bu döneme ilişkin talebinin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
Ayrıca davacının 2011 yılında kullandığı anlaşılan 40 gün izin süresinin hesaplama yapılırken dikkate alınıp düşülmesi gerekirken bunun yapılmaması da isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.