Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/5840 E. 2013/9050 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5840
KARAR NO : 2013/9050
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili davacının 15.06.2004-26.04.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini belirterek; feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesi ile davalı işverenin işe başlatmama durumuna ilişkin alacaklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin, çalıştığı süre boyunca yapmış olduğu davranışlar ve en son olarak da belediye başkanına hakaret etmesi nedeni ile haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iş sözleşmesinin feshinin doğru olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesen yükümlülüğün yüklendiğinin belirlenmesi, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile kanuni düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Somut olayda, dosya kapsamından davacının, 15.06.2004- 26.04.2010 tarihleri arasında davalı belediyede işçi olarak çalıştığı, 27.04.2009 tarihinde davacının, belediyede yazı işleri müdürü olarak görev yapan Pembegül Yıldız’ın odasına girerek, “Pembegül Hanım işime geldim, sabahtan beri bulaşık yıkadım, size bir hediyem var” diyerek yaklaşık 250-300 gram kına paketini masasına bıraktığı, davacı hakkında 06.06.2009 tarihinde 15.00-00.00 vardiyasında çalışmakta iken işyerini 18.30’da terkettiği, 07.06.2009 tarihinde yine 15.00-00.00 vardiyasına hiçbir mazeret bildirmeksizin gelmediği belirtilerek tutanak tutulduğu, 27.03.2010 tarihinde ise belediyeye ait çay bahçesine gelen davacıdan otopark ücreti istendiği, bunun üzerine davacının belediye başkanını kastederek Mehmet Dinçberk rüşvet mi alıyor şeklinde sözler sarf ettiği, bu konuda davacı hakkında tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır.
Davalı belediyede çalışan davacının tanık beyanları ile sabit olan ve ayrıntıları yukarıda belirtilen davranışlarının 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmamakla birlikte, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen davranışlar niteliğinde olduğu, bu durumda iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren tarafından makul ölçüler içinde beklenemeyeceği anlaşılmaktadır.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayanması sebebi ile davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fikrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanm REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacınm yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 110,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 29.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.