YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7793
KARAR NO : 2013/9273
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ücretli yöneticinin daha sonra ücretsiz yöneticiliğe çevrilmesinin mümkün bulunmadığından ücretli yönetici olması gereken davacının hakettiği ve ödenmeyen ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı …’in davalı sendikanın Ankara 1 nolu şubesinin 10.06.2006 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim kurul üyeliği için en yüksek oy alan yedek üye olarak seçildiğini, aynı seçimde başkan olarak seçilen kişinin seçiminin Ankara 4. İş Mahkemesinin 28.02.2008 tarih ve 2008/90-116 sayılı ilamı ile iptali üzerine yerine en yüksek oy alan yedek üye olan davacının çağrılması gerekirken sendika yönetim kurulu tarafından dışarıdan …’ün başkan olarak atandığını, atamanın sendika tüzüğü ve kanuna aykırı olduğunu ve davacının çağrılması gerektiği iddiasıyla Ankara 7. İş Mahkemesinde açılan davanın 15.10.2009/780-657 sayı ilamla karara bağlandığını, davacının hakettiği yönetim kurulu üyeliğinin bu suretle öncelikle 10.06.2006 tarihinde yapılan seçim nedeniyle ve Ankara 4. İş Mahkemesinin 28.02.2008 tarihli kararına rağmen verilmediğini, yerine hep mahkeme kararları ile atama ve seçimlerinin iptal edildiği kişilere verildiğini, davacının uygun görülecek tarihten itibaren hak ettiği ancak göreve çağrılmadığı için almaya hak kazandığı yöneticilik ücretlerinin bulunduğunu iddia ederek yöneticilik ücreti alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacılar arasında dava arkadaşlığı olmadığını ve her iki davanın da ayrı olarak görülmesi gerektiğini, davacı …’in 08.12.2009-22.03.2010 tarihleri arasında amatör yönetici olarak çalıştığını, bundan kaynaklanan bütün haklarının ise ödendiğini, bu tarihten sonra kendisine profesyonel yönetici unvanı verildiğini ve bu tarihten sonra geriye dönük olarak hak kazandığı bütün profesyonel yönetici ücretlerinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı …’in yönetici olma iradesini ortaya koymuş olması ve kanuni hakkı olmasına rağmen göreve gelmesinin engellenmesi nedeniyle fiilen çalışmadığı ancak ücrete hak kazandığı dönem bulunduğu, davacının diğer talebinin ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Davacıların talepleri sendika yöneticiliğinden kaynaklanan ücretlere ilişkindir. Davacılar arasında zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Davacıların davalarının birlikte görülmesi hatalı ise de davacı … hakkındaki davanın reddedilmesi ve davacının kararı temyiz etmemesi karşısında sonuca etkili olmayacağından bozma sebebi yapılmamıştır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı …’in davalı sendikadan sendika yöneticiliğinden kaynaklı ücret alacakları olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık değerlendirilmeden önce uyuşmazlıkla ilgili hukuksal dayanakların ortaya konulması gereklidir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 45. maddesinin 1. fıkrasında, “Konfederasyonlar ile sendikaların ve şubelerinin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Son fıkrasına göre ise, Kişilere ödenen her türlü ücret, gündelik ve yolluklar yönetim kurulunca genel kurula sunulan faaliyet raporunda gösterilir.” denilmiştir.
Aynı Kanun’un 44. maddesinin 1. fıkrasında, “sendika ve konfederasyonlar, gelirlerini bu Kanunda ve tüzüklerinde gösterilen faaliyetleri dışında kullanamazlar veya bağışlayamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan sendika tüzüğünün 43. maddesinde, “Şube Yönetim Kurulu, Şube Yönetmeliğinde gösterilen esaslar dahilinde biri Şube Başkanı, biri Şube Genel Sekreteri, biri Şube Mali Sekreteri esas olmak üzere diğer iki üyesi de şube yönetmeliğinde belirtilen unvanları ile birlikte seçilir. Şube Yönetim Kurulu için ayrıca asil üye kadar da yedek üye seçilir..” hükmü getirilmiştir. Şube yönetim kurulunun çalışma esaslarını düzenleyen 45. maddesinin yapığı yollama uyarınca tüzüğün 23. maddesinde ise “Merkez Yönetim Kurulu asil üyelerinden bir veya bir kaçının ayrılması halinde Merkez Yönetim Kurulu yedek üyeleri arasında eksilen üye sayısı kadarını göreve çağırırlar ve yeniden görev dağılımı yapılır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine tüzüğün 63. maddesinde, “a) Sendika ve şubelerin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek ve sosyal yardımlar, b)Sendika ve şubelerin Denetleme, Disiplin Kurulları üyeleri ile istişari organlarında görevlilere verilecek ödenekler, c)Sendika hizmetleri için geçici olarak görevlendirilen üyelere verilecek ücret, gündelik ve yollukların tavanı, Sendika Merkez Genel Kurulunda tespit olunur. ç) Sendika ve sendika şubelerinde çalıştırılanların iş akitlerini yapmaya, feshe, bunlara ödenecek ücret, ödenek, yolluk ve tazminat ile diğer sosyal hakları tespite, Sendika Merkez Yönetim Kurulu yetkilidir. Toplu iş sözleşmeleri ve yasal hakları saklıdır.” hükmü yer almıştır.
Somut olayda, davacı …’in 10.06.2006 tarihinde yapılan Ankara 1 nolu şube genel kurulunda en çok oyu alan yedek yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, başkanlığa ise…’ nın seçildiği görülmektedir.
Seçim sonrasında …’ün açtığı davada şube başkanlığına ilişkin seçimin iptaline karar verildiği, bunun üzerine sendika tarafından …’ün şube başkanı olarak atandığı, davacının da buna karşı 24.03.2008 tarihinde dava açtığı, dava neticesinde mahkemece 15.10.2009 tarihinde sendika tarafından en çok oyu alan yedek üyeden itibaren çağrı yapılmasına ve göreve gelen yedek üyeyle birlikte toplanılarak görev dağılımı ile şube başkanının belirlenmesine karar verildiği, kararın 02.12.2009 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/44764 esas, 2009/32943 karar sayılı kararla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalı sendika tarafından gönderilen belgelere göre, davacı 08.12.2009-14.12.2009 tarihleri arasında amatör yönetici olarak, 15.12.2009 tarihinden itibaren de profesyonel yönetici olarak davalı sendikada görev yapmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; “Mevcut üye sayısı azalan şube yönetimi eğer karar ve toplantı sayısı uygun ise yedek üyeyi çağırmadan faaliyetine devam edebilir ta ki en çok oy alan yedek üyenin bu konuda işlem yapması ve mahkeme karar ile yönetim kuruluna çağrı işleminin geçekleştirmesi kararı aldırmasına kadar. İşte olayların sıralamasından en çok oy alan yedek üye olan davacının bu iradesini 24.03.2008 tarihinde dava açarak ortaya koyduğu kabul edilmiş ve bu tarihten itibaren ücrete hak kazanacağı kanaati ile davacının genel merkezce resen atamasının yapıldığı 15.10.2009 tarihine kadar alması gereken ücret alacağı bulunabileceğine karar verilmiştir.” denilerek varsayıma dayalı değerlendirme yapılmıştır. Oysa sendika tüzüğünün 23. maddesine göre şube başkanının belirlenmesi gerekmekte olup Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onanan Ankara 7. İş Mahkemesi’nin 2009/780 esas, 2009/657 sayılı kararında da bu husus vurgulanmıştır. Tüzükte belirtilen toplantı ve görev dağılımı ile şube başkanı seçimi yapılmadan davacının şube başkanı olarak seçileceği ve profesyonel yönetici olacağı belirli değildir. Davacı tarafından …’ün şube başkanı olarak atanması işleminin iptali için 24.03.2008 tarihinde dava açılmış olup dava 15.10.2009 tarihinde kabul edilmiştir. Şube başkanlığının boşalması durumunda en çok oyu alan yedek üyenin şube başkanı olacağına dair tüzükte bir hüküm bulunmadığı gibi bu halde şube başkanının ne şekilde belirleneceği tüzükte açıkça düzenlenmiştir. Davacı, 15.10.2009 tarihinde sendika tarafından şube başkanı olarak atanmış olup Ankara 7. İş Mahkemesinde görülen dava sürecinde yani 24.03.2008-15.10.2009 tarihleri arasında şube başkanı olmadığından şube başkanlarına verilen ücrete ve diğer menfaatlere hak kazanamaz. Davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.