YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8091
KARAR NO : 2013/11283
KARAR TARİHİ : 17.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacının davalı işyerinde 04/04/2005 tarihinde sakat kadrosunda çalışmaya başladığını, iş akdinin 29/08/2012 tarihinde davalı işveren tarafından sona erdirildiğini, davacının ramazan bayramı öncesinde yıllık ücretli izin hakkının 11 gününün verildiğini, devamında kurban bayramı olduğundan iznini memleketi Tokat’ta kullandığını, bayram dönüşünde eşi ve iki çocuğu ile dönüş otobüslerinde yoğunluk nedeni ile yer bulamadığını, sendika temsilcileri ile ustabaşına telefon ile bildirimde bulunduğunu, gecikmesinin haklı va makul bir nedenle olduğunu, işyerine haber verdiğini, ancak savunması alınmaksızın, disiplin kurulundan da geçirmeksizin iş akdinin feshedildiğini, davalı işverenin davacının mazeretini geçersiz sayarak önce 3 aylık yevmiye kesme cezası verdiğini, ardından karar değiştirilerek kıdem tazminatı bordrolarının hazırlandığını, 3.000,00 TL ödeme de yapıldığını ancak bu davalının kararından da vazgeçerek tazminatsız fesih yoluna gittiğini belirterek, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 4857 sayılı yasanın 53. maddesinde belirtildiği üzere davacının çalışma süresine göre yıllık izin hakkının 20 gün olduğu, aynı yasanın 56. maddesine göre izin süresinin bölünemeyeceği, ancak tarafların anlaşması halinde on günden aşağı olmamak üzere üçe bölünebileceği, izin süresine rastgelen ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılamayacağı, yine ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları halinde gidiş dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere toplam dört güne kadar ücretsiz izin verilmesinin zorunlu olduğu, işyerinde yıllık izin planlamasının amirler tarafından yapıldığı ve işçinin rızası sorulmadan bölündüğü, bu hususun davacı ve davalı tanıklarınca doğrulandığı, bu durumun yasa düzenlemesine uygun olmadığı, yine davacının iznini memleketi Tokat’ ta geçireceğini bildirdiği, davacıya talebi halinde dört güne kadar ücretsiz izin verilmesinin yasaya göre zorunlu olduğu, davacıya yıllık iznini kullanmak üzere 06/08/2012-22/08/2012 tarihleri arasında 11 gün izin verildiği, 2012 yılı Ramazan Bayramının 19,20,21/08/2012 tarihine denk geldiği, davacının bayram sonu işbaşı yapması gerektiği, ancak sakat kadrosundan çalışan davacının dönüşünün bayram sonuna denk gelmesi nedeniyle bilet bulamadığı ve bu durumu amirlerine bildirerek kalan iznini kullanmak istediği, işvereni ise izin vermeyerek davacının devamsızlık yaptığından bahisle iş akdini sona erdirdiği, işyerinin düzenli çalışması için çalışanların izin tarihlerinin yönetim hakkına dayanarak işveren tarafından planlanabileceği, ancak izin kullandırma usullerinin yasaya uygun olması gerektiği, davacının talebine rağmen iznin bölünmesinin yasaya uygun olmadığı, yine yasaya göre dört güne kadar ücretsiz izin verilebileceği, bu iznin de verilmediği, davacının mazeretinin geçerli nedene dayandığı, eylemle yaptırımın orantılı olmadığı olmadığı, feshin haklı veya geçerli nedene dayanmadığı gereçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 04/04/2005-29/08/2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde işçi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin “…muhatap, şirketimizde 04/04/2005 tarihinde işe başlamıştır. Muhatap 06/08/2012 ile 22/08/2012 tarihlerinde işyerinden yıllık izin talebinde bulunmuş ve yıllık izin talebi kabul edilmiştir. 22/08/2012 tarihinde işe başlaması gereken muhatap iş başı yapmamış ve 23/08/2012 ve 24/08/2012 tarihlerinde de işe gelmemiştir. 22-23-24/08/2012 tarihinde olay ile ilgili tutanaklar tutulmuş ve muhataptan 27/08/2012 tarihinde savunması istenmiştir. Olay ile ilgili savunması yeterli bulunmayan muhatap …’ın iş akdi toplu iş sözleşmesinin iç yönetmeliğinin iş disiplini ile ilgili yasaklara aykırı fiil ve hareketlerde uygulanacak cezalar isimli 36. maddenin 27 paragrafında ve 4857 sayılı Kanun’un 25-2g maddesine göre,”feshedildiği, davacının 06/08/2012-22/08/2012 tarihleri arasında kullanmak üzere yıllık izin talebinde bulunduğu, talebinin kabul edildiği, işverence yıllık izin kullanımı planlamasının buna göre yapıldığı, 22/08/2012 tarihinde işe başlaması gereken davacının işe başlamadığı, 23/08/2012 ve 24/08/2012 tarihlerinde de işe gelmediği, 22-23-24/08/2012 tarihlerinde davacının işe mazeretsiz olarak gelmediğine dair tutanaklar tutulduğu, davacının, 22.08.2012 tarihinde, işyeri temsilcisine işe bayram yoğunluğu nedeniyle gelemeyeceğini, 3 günlük yıllık izin kullanmak isteğidini bildirdiği, işyeri temsilcisinin, amiri …’a durumu bildirdiği, amirinde durumu ekip lideri Mustafa Ustabaş’ a ilettiği, ekip liderinin işin durumunu ve başka yıllık izinde olanları dikkate alarak yıllık izin talebini kabul etmediği, bu durumun davacıya bildirildiği, bunun üzerine davacının, amiri Şahin’i arayarak talebini tekrarladığı, amirinin işbaşı yapması gerektiğini bildirdiği, davacının buna rağmen 22,23,24/08/2012 tarihlerinde işbaşı yapmadığı, davacıdan 27/08/2012 tarihinde savunmasının istendiği, savunmasında; “bayram yoğunluğu nedeni ile hiçbir turizm şirketinde yer bulamadığını” belirttiği, işverence, olay ile ilgili davacının savunması, davacının memleketine gitmeden günler öncesinde dönüş biletini alabilecek durumda olduğu, 23 Ağustosda işbaşı yapabilecek durumda iken bunları yapmadığı, savunmanın gerçeği yansıtmadığı ve haklı görülmediği nedeniyle yeterli bulunmadığı ve sonuç olarak iş akdinin feshedildiği, davacıya mevcut duruma göre kıdem tazminatı almaya hakkı olmasa da, engelli kontenjanında yer alan bir çalışan olması ve dilekçe ile tazminat talep etmesi nedeni ile mağdur olmaması için kıdem tazminatının ödendiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının yıllık izin dönüşünde, bayram bitimine denk geldiği için bilet bulamadığını ileri sürerek devamsızlık yaptığı, işe gelemeyeceğini işveren yetkilisine bildirerek izin talep ettiği, yetkilinin işyerindeki izin planlaması ve başka yıllık izinde bulunan işçiler olduğu gerekçesiyle davacının talebini kabul etmediği, bu durumun davacıya bizzat bildirildiği, davacının buna rağmen devamsızlık yaptığı, izin bitiminin birinci günü bilet bulamamış ise de, diğer günlerde bu yönde bir çaba sarfetmediği, kaldı ki, yıllık izin bitim tarihini önceden bildiği için, izin dönüşü için daha önceden bilet alma imkanı var iken bu şekilde davranmamasının, işverence kıdem tazminatının ödendiği de dikkate alınarak, iş Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmasada, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlar niteliğinde olduğu ortada olup, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilmesi şartlarının oluştuğu ortadadır. Davacı TİS hükümlerinin uygulanmadığını ileri sürmüş ise de, TİS hükümlerinin uygulanmamasının haklı nedenle fesih şartlarını engelleyeceği, geçerli nedenle fesih yapılmasına engel bir durumun olmadığı gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 222,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 17.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.