YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20533
KARAR NO : 2014/31605
KARAR TARİHİ : 13.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, yıllık izin, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı … avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, belediyede itfaiye elemanı olarak çalıştığını, 6111 sayılı Kanun ile başka kuruma tayin edildiğini, bir kısım izin alacağını kullanmadığını, haftanın her günü ve resmi tatillerde çalıştığını ileri sürerek izin, fazla çalışma, ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, iş sözleşmesinin feshedilmediğini, davacı hakkında kurumlar arası atama olduğunu, izin alacağının fesih tarihinde muaccel olan bir alacak olduğunu ancak fesih tarihinde izin alacağının istenebileceğini, taleplerinin kanuni olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının izin alacağı bulunmadığı, 21.100,00 TL fazla çalışma alacağı, 755,00 TL ulusal bayram genel tatil alacağı bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı … vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunup bulunmadığı konusuna ilişkindir.
Mahkemece davada verilen davanın kabulüne ilişkin kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.
Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve kanuni gerekçeleriyle birlikte mahkemenin yazmasından ibarettir. Artık bu karardan dönme (rücu) olanaklı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 esas; ve 1992/4 karar sayılı ve 10.04.1992 günlü kararı)
Esasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. ve 298. maddeleriyle varlık kazandırmıştır.
Gerçekten de 6100 sayılı Kanun’un 294. ve 298. maddeleri kamu düzeni amacıyla konulmuş emredici hükümlerdendir. Bu maddeler hükmünce kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Yine Anayasamızın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural 6100 sayılı Kanun’un 294. maddesinde de tekrarlanmış; 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinde ise “kararın tefhimi hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesinde de “gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edilikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Dosya içeriğine göre mahkeme gerekçeli kararında; belediyede itfaiye elemanı olarak çalışırken 6111 sayılı Kanun gereği Milli Eğitim Bakanlığına devredilen davacının kurumlararası gönderilmesinin devir niteliğinde olduğu, fesih sözkonusu olmadığı için muaccel ve istenebilir hale gelmeyen izin alacağının reddine karar verildiği belirtilmesine karşın; hüküm kısmında izin alacağının kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 294, 297. ve 298. maddelerinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır. Hal böyle olunca, gerekçeli karar ile hüküm çelişkisi sebebiyle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.