Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/20697 E. 2014/25871 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20697
KARAR NO : 2014/25871
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 12/05/2014
NUMARASI : 2013/978-2014/273

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar süresinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshedilip edilmediği, kimin tarafından feshedildiği noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamından mahkemece işverenin iş sözleşmesini feshetmediği, işyeri kayıtlarına göre sigorta kayıtlarının ödenmeye devam edildiği belirtilerek hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki imzasız ibranamenin 05.04.2011-05.07.2013 arası çalışmayı kapsadığı, imzasız kıdem ve ihbar bordrolarının düzenlendiği, 05.07.2013 tarihli imzasız maktu istifa dilekçesinin bulunduğu, aynı süreçte 08.07.2013 tarihinde işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle iş kurumuna başvurduğu, 23.07.2013 tarihli davalı tarafndan davacıya çekilen ihtarnamede 19.07.2013 tarihinden beri işe gelinmemesi sebebiyle mazaret bildirmesinin istendiği görülmüş olup, dosya kapsamına göre davacının iş sözleşmesinin eylemli olarak feshedildiği, işverenin sigorta primlerini ödemeye devam etmesinin iş sözleşmesinin fesih edilmediğini göstermeyeceği düşünülmeden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
2-Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda, davalı işverenin fesih tarihindeki Türkiye genelinde aynı işkolunda çalışan işçi sayısı Sosyal Güvenlik Kurumunda ve davalı işverenden sorulmak suretiyle tespit edilmeli, mahkemece davacı işçinin iş güvencesi kapsamında kaldığı anlaşılırsa, bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Eksik araştırma sonucu verilen karar hatalı olmuştur.
SONUÇ: Bu nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.