YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20739
KARAR NO : 2014/25774
KARAR TARİHİ : 25.09.2014
MAHKEMESİ : İzmir 4. İş Mahkemesi
TARİHİ : 24/04/2014
NUMARASI : 2013/31-2014/341
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 02.08.2004 tarihinden 31.07.2012 tarihine kadar davalı şirkette laborant olarak çalıştığını, biriken kıdem tazminatının ödenmesinin ileride güçlük yaratacak olması sebebiyle biran önce tasfiye edilmesi için 1475 sayılı Kanun’un 14/4 maddesi uyarınca emekliliğe ikna edildiğini, emekliliğinin iş sözleşmesini sona erdirmek amaçlı olmadığından bahisle emekliliğe dayalı feshin geçersizliği ile işe iadesini ve boşta geçen süreyle başlatılmamaya ilişkin tazminat haklarının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının emekli olmak için iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini, bu sebeple kendisine haklarının ödendiğini, daha sonra yeni bir iş sözleşmesi yapılarak tekrar işe alındığını ve 14.12.2012 tarihinde iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, davacının yeni sözleşme döneminde kıdeminin altı aydan az olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından emeklilik geliri tahsis edilmiş olması karşısında iş sözleşmesinin gerçekte emeklilik amacıyla sonlandırılmadığı iddiasına dayalı ve emeklilik sonrası çalışılan sürenin altı aydan az olması itibariyle dava şartı gerçekleşmediğinden, somut emeklilik başvurusu tahsisi ile iş sözleşmesinin sonlanmış olması ve sonrasında kurulan iş sözleşmesinin de süresinin altı aydan az olması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre (altı aylık süre) aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanun’un altmışaltıncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nisbi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 02.08.2004-31.07.2012 tarihleri arasında laboratuvar görevlisi olarak davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı, iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle feshi üzerine davacıya bu döneme ilişkin alacak ve tazminatlarının ödendiği, davacının aynı işyerinde 08.09.2012 tarihinde yeniden çalışmaya başladığı bu döneme ilişkin iş sözleşmesinin de 14.12.2012 tarihinde feshedildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının emeklilik sonrası çalıştığı sürenin altı aydan az olması itibariyle dava şartı gerçekleşmediğinden davacının işe iade talebinin reddine karar verilmişse de, kıdem süresinin belirlenmesinde işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde iş ilişkisi hukuken kesintiye uğramış olsa dahi, işçinin o işverene bağlı işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiği ilkesi dikkate alınarak altı aylık kıdem süresinin hesaplanmasında davacının çalıştığı tüm sürenin dikkate alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Dosya içeriğine göre davalı işverence feshin geçerli nedene dayandığı iddia ve ispat edilmiş olmadığına göre davanın kabulüne karar verilmelidir.
Belirtilen sebeple, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 464,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 25.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.