YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24868
KARAR NO : 2014/25192
KARAR TARİHİ : 23.09.2014
MAHKEMESİ : İstanbul 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 22/05/2014
NUMARASI : 2012/110-2014/402
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının altı aylık kıdeminin bulunmadığını, dolayısıyla iş güvencesinden yararlanamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik iş yerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanun’un 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacının davalı işveren nezdinde altı aylık bir hizmet süresi bulunmamaktadır. Mahkemece altı aylık sürenin dolmasına bir gün kala iş sözleşmesinin feshi hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilerek feshin geçersizliğine karar verilmiş ise de, işverenin fesih iradesinin tahakkuk ettiği tarih gözönünde bulundurularak davalının iyi niyetli olmadığı ileri sürülemez. Kaldı ki, dosya içerisinde bu hususta hiçbir delil de yoktur.
Davacı altı aylık kıdemi olduğunu ispatlayamamış olup, iş güvencesi kapsamında olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.