YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/28924
KARAR NO : 2014/29654
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
MAHKEMESİ : Ankara 11. İş Mahkemesi
TARİHİ : 09/07/2014
NUMARASI : 2012/570-2014/1589
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili davacının davalı B.. B..’nde 1992 yılında sözleşmeli olarak çalışmaya başladığını, 1993 yılında daimi kadroya atandığını, son olarak uzman sıfatıyla görev yaparken davacının hizmet sözleşmesinin geçerli bir sebebe dayanmaksızın 28.05.2010 tarihinde tebliğ edilen 28.05.2010 tarih ve 09451 sayılı yazı ile 31.05.2010 tarihi itibariyle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin feshine son çare olarak başvurulduğunu, davalı kurumun her türlü tasarruf tedbirini aldığını, 5910 sayılı Kanun hükümlerine uyabilmek için çalışmaların devam ettiğini bu sebeplerle iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının personel giderlerini azaltırken işçilerin de iş güvenliği kapsamında durumlarını gözetmek zorunda olduğunu, feshi son çare olarak görüp iş sözleşmesini bu sebeple feshetmesinin yerinde olmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmiştir.
21.12.2010 tarihli bu karar davalı tarafça temyiz edilmiş ve temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2011/15645 esas, 2012/8309 karar sayılı 30.04.2012 tarihli bozma ilamı ile “Somut olayda davalı tarafından alındığı belirtilen tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığı, fesih tarihi itibariyle personel giderleri ile gelirler arasındaki oranın ne olduğu, bilirkişi raporuyla tespit edilerek alınacak rapor dosya içeriğiyle birlikte değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuş.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ve yapılan yargılama sonrasında 09.07.2014 tarih 2012/570 esas – 2014/1589 karar sayılı ilamı ile aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı işverenliğin 5910 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştirilmesi için alınan bir takım tedbirlerin uygulandığı, gelirler içerisinde değerlendirilemeyecek olan tanıtım grubu gelirlerinin birlik gelirlerine dahil edilmemesi durumunda davacının iş sözleşmesinin feshi tarihi itibarıyla personel giderlerinin birlik gelirlerine oranının % 102 olduğu, davalı işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.
5910 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 4. fıkrasında, “Personel giderleri gelirlerinin yüzde 40’ını aşan birliklerin genel sekreterlikleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içerisinde, personel giderlerini bu seviyeye getirmekle yükümlüdür.” denilerek birliklere üç yıllık bir sürede gelirleri ile personel giderlerini dengeleme yükümlülüğü getirilmiş olup işverence yapılan fesih de bu hükümle ilgilidir. Bu hükmün geçerli sebep olarak değerlendirilebilmesi için öncelikle üç yıllık bir süreçte personel giderlerinin birlik gelirlerinin %40’ından fazla olması gereklidir. O halde birlik gelirlerinin nelerden oluştuğu ile personel giderlerinin miktarının belirlenmesi gereklidir.
Bu noktada 5910 sayılı Kanun’un 18. maddesinde ihracatçı birliklerinin gelirleri sayılmıştır. Gelirler arasında nisbi ödemeler de yer almıştır. Maddenin 3. fıkrasında ve ilgili yönetmeliğin 46. maddesinde ise nisbi ödemeler açıklanmıştır. Anılan hükümlerde, “İhracat işlemleri üzerinden FOB bedelin asgari onbinde ikisi ile azami binde biri arasında, ilgili birliğin genel kurul kararıyla ve Bakanlık onayıyla belirlenen oranda, işlem günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle tahsil olunur. İhracatın geliştirilmesini teminen sektörel bazda tanıtım grupları oluşturulması halinde, FOB bedelin binde üçü oranına kadar ek nispi ödeme kesintisi genel kurul kararı ve Bakanlık onayı ile yapılabilir. Ek nispi ödeme kesintisi ayrı hesapta takip edilir. Aynı ürün için tahsil edilen nispi ödeme farklı oranlarda olamaz. Bu konuda birlikler arasında yeknesaklığın sağlanmasını teminen nispi ödeme oranının eşitlenmesine, ilgili sektör kurulunun görüşü alınarak TİM’in teklifi üzerine Bakanlık yetkilidir.” denilmiştir. Diğer taraftan Türkiye İhracatçı Meclisleri ve İhracatçı Birlikleri Muhasebe Uygulama Usul ve Esasları düzenleyici işleminin 4. maddesi uyarınca “ek nisbi ödemeler” gelirler hanesinde değerlendirilmemiştir.
Tebliğ ve yönetmelik gibi düzenleyici işlemler kanuna aykırı olamazlar. Kanuna aykırı hükümler içermeleri halinde ise normlar hiyerarşisi gereğince bu hükümler uygulanmaz.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece emsal Yargıtay kararları gereğince ek nisbi ödemelerin davalı işverenin gelirleri arasında değerlendirilmediği ve bu şekilde personel giderlerinin gelirlerinin %40’ını aştığının tespit edildiği ve davalı tarafından 5910 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesine dayanılarak yapılan feshin geçerli olduğu kabul edilse de, dosya içeriğine ve fesih tarihi yakın olan emsal dosyalara göre ek nisbi ödemeler gelirler kısmına dahil edildiğinde personel giderlerinin gelirlerin %40’ını aşmadığı görülmektedir. Mevcut delillere göre feshin geçerli sebebe dayanmadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 600,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 30.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.