Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/29764 E. 2014/32475 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/29764
KARAR NO : 2014/32475
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi
TARİHİ : 11/07/2014
NUMARASI : 2014/189-2014/421

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatının belirlenmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin sözleşmenin süresinin dolması ve iş arkadaşları ile uyumsuz olduğu, sorumluluklarını yerine getirmediğinden dolayı haklı ve geçerli sebeple feshedildiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, iş sözleşmesinin, yönetim anlayışı uyuşmazlığı ve karşılıklı fikir ayrılığı sebebiyle feshedildiği, işverenin fesih sebebini açık ve net bildirmediği, soyut ve daha sonra içi doldurulabilecek genel sebepler bildirdiği, fesih yazısında belirttiği sebepten başka bir sebebe de dayanamayacağı, dinlenen davalı şahit anlatımlarına göre, feshin geçerli sebeplere dayandığı ispatlanamadığı ve feshin ölçülü olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/11. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, mahkemece 2012/259 esas sayılı dava dosyasında verilen 20.12.2012 tarihli davanın reddine dair verilen kararın, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.03.2013 tarihli ve 2013/3698 esas, 2013/4354 karar sayılı ilamı ile “mahkemece hatalı değerlendirme sonucu işin belirli süreli iş sözleşmesine dayalı olarak yapıldığından bahisle sürenin sona ermesi nedeniyle iş sözleşmesinin feshinin geçerli fesih sayılarak davanın reddine karar verilmiş ise de sözleşmenin işin başından beri belirsiz süreli olarak kabulü ile işin esasına girilerek bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, davacının 12.12.2011-13.09.2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde satış elemanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 13.09.2012 tarihli fesih bildirimi ile “Yönetim anlayışı uyuşmazlığı ve karşılıklı fikir ayrılığı sebebiyle 4857 sayılı Kanun’un 17. ve 18. maddelerince 13.09.2012 tarihi itibariyle feshedildiği”, davacı hakkındaki şikayet dilekçelerinde, 07.09.2012 tarihli dilekçe ile J.. Ö..’in, davacının bizzat gösterdiği becerileri sergilemesini beklediğini söylediği halde, yerine getirmeme konusunda ısrarcı davrandığı ve sergilemediği, 15.08.2012 tarihli dilekçe ile E.. P..’ın, davacının, bir kere satışını aldığına şahit olduğunu, müşterinin kendi ismini verdiği halde davacının satışı kendi üzerinden yaptığını, 10.09.2012 tarihli dilekçe ile D..D..’ın, davacının çalışma saatleri arasında ara ara şhift saatleri içinde AVM içinde alışverişe çıkarak bir-iki saat standa uğramadığını, kendilerini zor durumda bıraktığını, hasta olmadığı halde rapor alarak iş akışını zorladığını, şiftinden erken çıktığını, geç geldiği, satış yaparken hırçın davranıp ara ara kendilerini kırdığını, stanttaki görev dağılımlarına veya temizliğe katılmadığını, E..Y..’nun, 07.09.2012 tarihli dilekçesinde, D.. D..’ın kendisini arayarak, davacının olumsuz davrandığını, broşür dağıtmadığını, broşür dağıtmanın görev tanımında olmadığını, kendilerininde dağıtmaması gerektiğini söylediğini, bu konuda baskı yaptığını, kendisi ve Meltem’in verilen işleri yaptıkları sırada, davacının kendilerine güldüğünü, dalga geçtiğini, stantda yapılması gereken işleri siz daha yenisiniz dosyalama ve temizlik işlerini siz yapacaksınız diyerek yapmadığını, kendisine bildirdiğini, bu duruma J..Ö..’inde şahit olduğunu, 02.09.2012 tarihli dilekçesinde, davacının hedefinin %38’ini gerçekleştirdiğini, diğer çalışanların hedeflerini tamamladığını, araması gereken dataları aramadığını, alması gereken randevuları hedefini tutturamadığı için bir sonraki aya bırakmayı tercih ettiğini, kapanış gereken son üç günü ise raporlu geçirdiğini, 19.09.2012 tarihli dilekçesinde, davacının arkadaşlarının yaptığı satışları kendi ismine yazdığı konusunda şikayetler geldiğini, bunun sayısının çok olduğunu, 08.09.2012 tarihli dilekçesinde, 08 Eylül’de standı aradığında davacının mesaisini 02,30 dk. erken terk ettiğini öğrendiğini, 09.09.2012 tarihli dilekçesinde, davacının 5-8 Eylül arasında yapılan broşür dağıtarak standa yönlendirme işini yapmadığını, bu göreve hazır olmadığını beyan ettiği, bu temel görevini iki kez yapmadığı hususlarını belirttikleri, davacıdan 02.09.2012 tarihinde, 01-31 Ağustos hedeflerinin %29’luk ısmını tamamladığı, ay içerisinde yapması gereken data aramalarını yapmadığı, üye randevularını almadığı sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği, 07.09.2012 tarihinde, davacının 5-8 Eylül tarihleri arasında dağıtılması gereken broşürleri dağıtmadığı sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği, 09.09.2012 tarihinde, davacının 08.09.2012 tarihinde mesaisini iki saat otuz dakika erken terk ettiği sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği, 19.08.2012 tarihinde, davacının kendisine ait olmayan üyelerin satışlarını kendi üzerine aldığı ve çalışma arkadaşlarının hakkını alarak haksız kazanç elde ettiği sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği, mahkemece bozma üzerine verilen kararın Dairemizce, “….Somut olayda, davacının olumsuz davranışlarına dair işyeri dosyasında sunulan şikayet dilekçelerinin dosyaya sunulduğu, davacının sunulan bu delilleri kabul etmediği, davalının cevap dilekçesinde şahit deliline dayandığı ancak şahitlerinin isimlerini bildirmediği anlaşılmış olup, davalıdan şahitlerinin isimlerini bildirmesi istenilerek, bildirilecek davalı şahitleri ile birlikte davacı şahitleri de dinlenerek, davacının olumsuz davranışlarda bulunup bulunmadığı tesbit edildikten sonra feshin geçerli sebeple yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, dâvâlının şahit delili değerlendirilmeyerek savunma hakkı kısıtlanarak, fesih sebebinin açık ve kesin olmadığına dair hatalı yorum ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.” gerekçesiyle yeniden bozulduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda mahkemece, fesih sebebinin açık ve net bildirilmediği, fesih sebebinin sonradan değiştirilemeyeceği gerekçesiyle feshin geçensiz olduğu belirtilmiş ise de, fesih bildirgesinde, fesih sebebi olarak, yönetim anlayışı uyuşmazlığı ve karşılıklı fikir ayrılığı sebep olarak gösterilmiş olup, bu ifadelerden davacının olumsuz davranışları sebebiyle feshin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda feshin açık ve kesin olarak belirtilmediğinden söz edilemeyeceği ortadadır. Ayrıca, davacının olumsuz davranışları olarak gösterilen eylemlerinin, fesih bildirgesinde belirtilen, yönetim anlayışı uyuşmazlığı ve karşılıklı fikir ayrılığı, içinde değerlendirilmelidir. Bu durumda, fesih sebebinin sonradan değiştirilemeyeceğinden de söz edilemez. Davacıdan olumsuz davranışları sebebiyle dört defa savunmasıda alınmıştır. Davacının olumsuz davranışlarına dair işyeri dosyasında sunulan dilekçeleri veren şahitlerden iki tanesi bozma ilamından sonra dinlenmiş ve dilekçe içeriklerini doğrulamışlardır. Hal böyle olunca, davacının şikayet dilekçelerinde belirtilen ve şahitlerce doğrulanan olumsuz davranışları, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlar niteliğinde olup,iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedilmesi şartlarını oluşturduğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-)Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- )Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)avacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 192,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 19.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.