YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33267
KARAR NO : 2014/36222
KARAR TARİHİ : 22.12.2014
MAHKEMESİ : Ankara 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2014
NUMARASI : 2013/384-2014/642
Hüküm süresi içinde davalı ve dahili davalı avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin işverence geçerli bir sebebe dayanmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı T. T.A.Ş. vekili, A.. A… tarafından verilen hizmetin T.T. A.Ş. hizmetinden farklı olduğunu, müvekkil şirketin bağımsız bir şirket olduğunu belirterek davanın husumetten reddini savunmuştur.
Dahili davalı A.. A… vekili, davacının iş sözleşmesinin davacının davranışlarının sebep olduğu gerekçesiyle feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı ile dahili davalı arasında düzenlenen sözleşmenin muvazaaya dayanmadığı ve aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, tazminat ve ücret alacaklarından davalıların müteselsilen sorumlu olduklarını, davacının iş sözleşmesinin feshinin haksız olduğu kanaatine varılarak, feshin geçersizliğine, davacının davaya dahil edilen A.. A…’e işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun’un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden; davacının iş sözleşmesi, davacının iş sözleşmesine ve işyerindeki çalışma düzenine aykırı davrandığı, işine karşı ciddiyetsiz olduğu görevlerini ikazlara rağmen yerine getirmediği gerekçelerine dayanılarak feshe konu sebeplerle ilgili davacı hakkında çeşitli tarihlerde tutanaklar tutulduğu anlaşılmış ve iş sözleşmesi 12.02.2013 tarihinde 4857 sayılı Kanun’un 25/II h. maddesi uyarınca feshedildiği bildirilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacının feshe konu olan uzun süreli bilgi danışma molası tuşlaması yapmasının sebebinin uzun süre görev yaptığı birimden başka bir destek birimine geçirilmesi olduğu, iş sözleşmesi feshedilmeden evvel davacının eğitime tabi tutulmadığı, bu birimde başarılı görülmemesi halinde önceden başarı ile görev yaptığı birimde veya başka birimlerde görevlendirme imkanı olup olmadığının araştırılmadığı, feshin son çare olması prensibine uyulmadığı, gerekçeleri ile sözleşmenin feshinin geçerli sebeplere dayanmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacının iş sözleşmesi davacı işveren tarafından 4857 sayılı Kanun’un 25/II-h. maddesi uyarınca feshedilmiş olup feshin sebebi olarak davacının birden çok davranışına dayanmıştır. Her ne kadar 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesi ağırlığında bir eylemin varlığı kanıtlanmış değil ise de davacının tutanağa bağlı olan davranışları ve son olarak feshe sebep gösterilen eylemleri birlikte değerlendirirldiğinde işveren açısından geçerli sebeple fesih hakkının doğduğunun kabulü gerekir. Davacının işyeri düzeni açısından çeşitli konularda birden fazla eyleminin olduğu ve davalı işveren açısından fesih için geçerli sebep teşkil edecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 290,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 22.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.