Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/35770 E. 2016/7551 K. 10.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/35770
KARAR NO : 2016/7551
KARAR TARİHİ : 10.03.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini belirterek kıdem tazminatını istemiştir.
Davalı vekili, davacının istifa ederek kendi isteğiyle işten ayrıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Her ne kadar davalı tarafın belge ve beyanlarına cevap süresinin geçirilmesinden sonra ibrazı sebebiyle mahkemece itibar edilmemiş ise de; davalı vekilinin süresinde ek cevap süresi talep ettiği ve uyap çıktısı talebin üzerine 2 haftalık ek süre verildiğinin yazılı olması karşısında davalı tarafın savunma bilgi ve belgelerine değer verilmesi gerekmektedir.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin düzenlemesi ise aynı Kanun’un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında kanunda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim süresi tanımaksızın iş sözleşmesini feshi istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz.
Somut olayda, davacı 12.09.2008 tarihinde işverene verdiği; “….görevlerimi yerine getirip Türkiye’ye atanmam akabinde çevre müdürlüğü görevimden 14.10.2008 tarihinde ayrılacağımı beyan eder, saygılarımı sunarım” yazılı ve imzalı dilekçesi ile işten ayrılmıştır. Davacı istifa iradesinin fesada uğratıldığı ve istifa dilekçesini baskı altında imzaladığı iddiasında değildir. Verdiği ihbar süresinde haklı sebeple fesih hakkını saklı tuttuğunu da belirtmemiştir. Bu durumda, istifa dilekçesine değer verilip davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.