YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15330
KARAR NO : 2017/16063
KARAR TARİHİ : 04.07.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı asil, 26.04.001-28.09.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, süresiz istirahatli olduğu için raporunun kabul edilmediğini, kendisinin işe başladığında işyerinden kovulduğunu belirterek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş davacı asil sonraki aşamalarda kendisini vekille temsil ettirmiştir.
Davalı taraf cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı …’ye çıkarılan tebligatların usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddianın ileri sürülmesi ve savunmanın yapılabilmesi ile delillerin eksiksiz olarak toplanılıp tartışılabilmesi öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Hasımsız davalar hariç olmak üzere dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan, davaya bakılamaz, yargılama yapılamaz.
Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğine göre, davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği için çıkartılan davetiyeler, tebligat evrakı üzerinde herhangi bir açıklama yer almaksızın ”… ” ve ”… ” imzasına tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından temyiz aşamasında sunulan ticaret sicil kaydında tebliğ tarihi itibari ile davalı şirketin adresi ve davalıyı temsile yetkili kişiler bildirilmiştir. Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde, tüzel kişi adına tebligat almaya yetkili kişinin mutat iş saatinde, işyerinde bulunmaması veya evrakı bizzat alamayacak halde olması durumunda, tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş sürekli çalışan memur ya da müstahdemlerinden birine tebliğ yapılabileceği; ancak bu kişilerinde bulunmaması durumunda bu husus tebliğ mazbatasında belirtilerek o yerdeki diğer bir memur yada müstahdeme tebligat yapılabileceği vurgulanmıştır. Somut olayda tebligat evrakında bu husus belirtilmediği gibi tebligatların şirketin sicilde kayıtlı adresine değil ihale ile iş alınan hastane adresine çıkarıldığı ve şirketi temsile yetkili olmadığı anlaşılan sekreter imzasına tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan hususlar gereği dava dilekçesi ile yargılama sırasında davalı şirkete yapılan tüm tebligatların 7201 sayılı Kanun’un 12 ve 13. maddesine aykırı yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeli, savunma ve delillerini bildirme hakkı tanındıktan sonra yargılamaya devam edilerek sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.