YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16174
KARAR NO : 2017/15780
KARAR TARİHİ : 03.07.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkili davacının 01.10.2001 tarihinde davalı işyerinde temizlik işçisi olarak çalışmaya başladığını ve temizlik ihalesinin bitmesi nedeni ile iş akdinin haksız olarak fesih edildiği 28.02.2007 tarihine kadar çalıştığını, yasal haklarının ödenmediğini, son maaşının 697,98 TL olduğunu, ayrıca müvekkiline maaşı haricinde yemek ve yol parası verildiğini beyan ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem ve ihbar tazminatı alacağı toplamı olarak 5.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.
Davalının Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davalı müvekkili Üniversitenin bir kamu kuruluşu olduğunu, yapılan sözleşmelerde çalışanların her türlü ücret ve diğer sosyal haklarının yüklenici firmaya ait olduğu hükmünün mevcut olduğunu, davacının da ihale alan firmalarda çalışan işçilerden olduğunu ve müvekkili Üniversite Rektörlüğü ile davacı arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyan ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; davalının, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi gereğince davacının bu yasadan kaynaklanan hak ve alacaklardan işvereni durumunda bulunan müteahhit ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacının, 01.10.2002 ila 29.02.2008 tarihleri arasında çalışmış olup hizmet süresi 5 yıl 4 ay 28 gün kıdemi olduğu, ihale süresinin bitiminin haklı bir fesih nedeni olmadığı, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasamız’ın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı”nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Somut olayda; 28.04.2015 tarihli duruşmaya davalı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu, Mahkemece davalı vekilinin mazeretinin kabul edildiği, bilirkişi raporunun okunduğu ancak davalıya veya vekiline bilirkişi raporunun tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı tarafa bilirkişi raporunun tebliği, beyanda bulunması için süre verilmesi, sunulan beyanlar değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalıya veya vekiline bilirkişi raporu tebliğ edilmeden davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacının talebi aşılarak hüküm kurulması uyuşmazlık konusudur.
6100 sayılı Kanun’un “taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Talep kapsamı dışına çıkılarak hüküm kurulması mümkün değildir. Bu durumun tek istisnası 6100 sayılı Kanun’un 180. maddesine göre davanın tamamen ıslahı olabilir.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde davacının 01.10.2001-28.02.2007 tarihleri arasında çalıştığını beyan etmiş, yargılama aşamasında da ıslah dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece talebin aşılması suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının 28.02.2008 tarihine kadar çalıştığı kabul edilerek alacakların belirlenmesi ve hüküm altına alınması hatalı olup bozma nedenidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, 03.07.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.