YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17083
KARAR NO : 2017/19477
KARAR TARİHİ : 26.09.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 06/04/2004 tarihinden 31/12/2009 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, davalı işveren tarafından haksız olarak iş akdinin fesih edildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili , iş akdinin davacının mazeretsiz devamsızlığı nedeni ile haklı olarak fesih edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller ve yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği noktasında toplanmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17 nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı işçi 31.03.2009 tarihinde işveren yetkilisi olduğunu söylediği hasan akgül tarafından işten çıkarıldığını iddia etmiştir. Davalı işveren , …. ün işveren vekili olmadığını , davacının işten kendisinin ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece iş sözleşmesinin davalı işveren yetkilisi tarafından 31/03/2009 tarihinde haklı bir neden olmaksızın sona erdirildiği, bu tarihten sonra düzenlenmiş olan devamsızlık tutanaklarının sonuca etkili olmadığının kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmiş ise de davacı tanığı ve aynı zamanda davacının da kardeşi olan Kemal’in duruşmada ; davacının işyerinde ….. ile yaşadığı olay sonrasında işveren ile görüştüğü ve işten kendisinin ayrıldığını beyan ettiği görülmektedir. Tanık beyanı ve dosya içeriğinden davalı işyerinde çalışan hasan akgül ile evrak getirme meselesi yüzünden tartıştığı anlaşılan davacının , yaşanan tartışma olayı sonrasında işi kendisinin bıraktığı, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin dosya kapsamına göre davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla kıdem ve ihbar tazminatı isteminin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.