Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/17656 E. 2017/21859 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17656
KARAR NO : 2017/21859
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile izin, ücret, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, 30/04/2004 tarihinde çobanlık işlerinin üç yıl süreyle ihale yoluyla davalı firmaya verildiğini, davacının davalı firmanın işçisi olduğunu, davalı kurum ile aralarında hukuki bir ilişkin bulunmadığını, sözleşmenin 31/05/2007 tarihinde, belirli iş sözleşmesinin süresinin dolmasıyla kendiliğinden sonra erdiğini, bu sebeple davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, ayrıca davacının 31/05/2007 tarihinde istifa ederek ayrıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Nak. Gıd. Tem. Hiz. San. Ltd. Şti. vekili ise davalı idareden ihale ile almış olduğu işte 20/05/2004 – 31/05/2007 tarihleri arasında çalıştırılmak üzere davacının alındığını, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırıldığını, süre bitiminde iş sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiğini, ayrıca davacının istifa ederek ayrıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davacı vekili ve davalılardan … vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ile davalılardan …’nün aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda, dosyadaki belgelerin incelenmesinde, davacının 20/05/2004 tarihinde işe başladığı, 23/02/2006 tarihli istifa dilekçesi ile işten ayrıldığı, tekrar 02/06/2006 tarihinde işe başladığı ve 31/05/2007 tarihinde iş akdinin sona erdiği anlaşılmaktadır. … kayıtlarında davacının 23/02/2006-02/06/2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmadığı, başka işyerinde çalıştığı görülmektedir. Davacı, ilk dönem çalışmasında istifa ederek iş yerinden ayrılmakla ilk dönem çalışması için kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamamıştır. Davacının ikinci dönem çalışmasında ise, ihalenin sonlandığı tarihte istifa dilekçesinin verildiği anlaşıldığından istifa dilekçesine itibar edilmeden bu ikinci dönem çalışması için kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte ise de davacının ikinci dönem çalışması 1 yılı doldurmadığından kıdem tazminatına hak kazanamamış olup bu dönem için ihbar tazminatına hak kazanmıştır. Mahkemece davacının ilk dönem istifa ederek işten ayrılması, ara dönemde davalı işyerinde çalışmaya devam etmemesi hususu dikkate alınmadan ilk dönem için de yapılan hesaba itibar edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanunu’nun 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka İş Kanunu’nun 2. maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi ispatlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir.
5538 sayılı Kanun ile İş Kanunu’nun 2. maddesine bazı fıkralar eklenmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumlar düzenlenmiştir. Ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğeleri değişmemiştir. Kanuni olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edilmiştir. Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunamaz. Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi, İş Kanunu’nun 5. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur. Dairemizin kararları da bu doğrultudadır.
Muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa sebebiyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraftan zararının tazminini isteyebilir. Haksız fiil işleyen kimse uygun illiyet bağı çevresine giren bütün zararlardan sorumludur.
Somut olayda, Mahkemece davacı işçinin iş sözleşmesi hususunda muvazaanın bulunduğu ve asıl işverenin … olduğu, talep konusu tarihler arasında davacının … çalışanı olduğunun kabul edilmesi isabetli olup bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak iyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, sözleşmesinin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin MK.’nun 2.maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalı … ile davalı … Nak. Gıd. Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.’nin talep edilen alacaklardan birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmesi gerekirken davalı … Nak. Gıd. Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın husumet sebebiyle REDDİNE karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 16/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.