Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/17750 E. 2017/22101 K. 18.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17750
KARAR NO : 2017/22101
KARAR TARİHİ : 18.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin … bölge müdürlüğünde 03/02/2009-06/09/2013 tarihleri arasında muhasebe elemanı olarak çalıştığını, haklı nedenle iş akdini feshettiğini belirterek, kıdem tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, akdin feshine gerekçe gösterilen hususların gerçek olmadığını, davacının haklı feshi olmadığından tazminata hak kazanamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, işyerinde fazla mesai yaptırıldığı ücretinin ödenmediği, davacının doğum yaptığı ancak süt izninin kullandırılmadığı bu nedenle 06/09/2013 tarihinde haklı nedenlerle iş akdini feshettiği dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacı işçinin iş akdini haklı nedenle feshedip etmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını ve genel tatil günlerinde de çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla mesai ve diğer günler yapıldığı iddia edilen çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu alacakların yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerin anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacı taraf haftada 6 gün 07.30-20.30 arası çalıştığını, fazla mesailerinin bordrolara yansıtılmayarak eksik ödendiğini, 01.09.2012 günü doğum yaptığını ve 07.05.2013 tarihinde doğum izninden döndüğünü ancak süt izninin resmi olarak verilmiş gibi gösterilse de kendisine süt izni kullandırılmadığını bu nedenlerle iş akdini haklı nedenle feshettiğini iddia etmiştir. Dava dilekçesinde davacı haklı fesih sebebine dayalı kıdem tazminatı talep etmiş olup bunun dışında başkaca bir ücret alacağı talebinde bulunmamıştır ancak ödenmeyen fazla mesai ücret alacağının bulunduğunu belirtmiştir. Davacının ödenmeyen fazla mesailerinin bulunup bulunmadığı ile ilgili mahkemece herhangi bir tespit yapılmadan hüküm kurulmuştur. Dosya içerisinde yer alan tüm bordrolar incelenerek ve banka kayıtları ile de karşılaştırılarak davacının ödenmeyen fazla mesaisi olup olmadığı tespit edilmelidir. Ayrıca mahkemece gerekçeli kararda davacıya doğum izni dönüşü süt izni kullandırılmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Dinlenen davacı tanığı … Temmuz 2012 de işten ayrıldığını beyan etmiş, diğer davacı tanığı … ise 2013 yılı nisan ayında işten ayrıldığını beyan etmiştir. Davacının doğum izninden 07.05.2013 tarihinde dönerek iş başı yaptığı ve süt izninin kullandırılmadığı ile ilgili tanık beyanı dışında başkaca bir delile başvurmadığı da gözetildiğinde görgüye dayalı beyanları bulunmayan tanık beyanları ile süt izninin kullandırılmadığı ispatlanamamış kabul edilmelidir. Mahkemece belirtilen hususlar dikkate alınarak davacının iş akdini haklı nedenle feshedip etmediği ve buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir. Bu yönler gözetilmeden yazılı gerekçe ve eksik inceleme ile davanın kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.