Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/18451 E. 2017/22683 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18451
KARAR NO : 2017/22683
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davacının davalı Bakanlığa bağlı hastanede özel güvenlik elemanı olarak değişen alt işverenler bünyesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin diğer davalı alt işveren tarafından haklı bir sebep olmadığını, işyerinde iki vardiya esasına göre 07.00-19.30, 19.30-07.30 saatleri arasında çalışma yapıldığını, davacının haftanın yedi günü bu şekilde çalıştığını, haftanın üç günü vardiyalar arasında uzama olduğunu beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davanın davacı ile Bakanlık arasında iş sözleşmesi bulunmaması ve davacının ihale ile iş üstlenen firmaların çalışanı olması sebebiyle husumetten reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı yasal süresi içinde davalı … vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ile ilgili uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacakların ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddeye göre, hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu, talep edilenden fazla veya başka bir şeye hükmedemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda davacı, herhangi bir zaman dilimini işaret etmeden işyerinde ikili vardiya sistemine göre 07.00-19.30, 19.30-07.30 saatleri arasında haftada 7 gün çalıştığını ileri sürmüş olup, bu çalışma şekline göre hak kazandığı fazla çalışma ücretinin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek, davacının 2011 yılı ortasına kadar 24 saat çalışma 48 saat dinlenme esasına göre çalıştığı, bu tarihten sonraki dönem için ise 12 saat çalışma 24 saat dinlenme, 12 saat çalışma 48 saat dinlenme şeklinde çalıştığı kabul edilmiştir. Davacı taraf, dinlenen tanık beyanlarına karşı sadece aleyhe olan kısımların kabul edilmediğine yönelik olarak beyanda bulunmuş olup, bilirkişi raporuna da bu yönüyle itiraz etmemiştir. Böylece davacının 30.06.2011 tarihine kadarki dönemde, 24 saatlik sürede 14 saat çalışarak günde 3 saat fazla çalışma yaptığı benimsenerek fazla çalışma alacağı hesaplanmış, 2011 yılından sonraki dönemde ise fazla çalışma yapmadığı sonucuna varılmış ise de, bu kabul şekli davacının iddiası ve talebi ile bağdaşmamaktadır. Davacının iddiası günde 12 saat esasına göre iki vardiya şeklinde çalıştığına yönelik olup, davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında, 2011 yılı sonrasına ilişkin olarak davacının bu iddiasını ispatlamadığı açıktır. 2011 yılından önceki döneme ilişkin olarak ise, davacının 24 saat çalıştığına dair beyanı ve iddiası olmamasına rağmen, davacı tanıklarının 24 saat çalışıp 48 saat dinlendiğine dair beyanı doğrultusunda fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının talebi aşılmak suretiyle, fazla çalışma süresinin belirlenmesi hatalıdır. Bu itibarla, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü çalışma şekline göre fazla çalışma alacağını ispatlayamadığı hususu gözardı edilerek, yazılı şekilde fazla çalışma alacağının kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, 24/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.