Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/19310 E. 2017/24689 K. 13.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19310
KARAR NO : 2017/24689
KARAR TARİHİ : 13.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde civar olarak çalıştığını, sulama dönemlerinde sabah saat 05.00′ dan gece saat 02.00’a kadar haftanın 7 günü, hafta tatili olmaksızın dini, milli bayramlar ile resmi tatillerde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının 2010 yılından önce şoför, 2010 yılından sonra civar olarak çalıştığı, şoför ve civar olarak çalıştığı zamanlarda sulama dönemlerinde ve diğer dönemlerde farklı zaman aralıklarında çalıştığı, sulama döneminin ise, 01 Nisan-30 Eylül tarihleri arasında olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tanıkları, davacının sulama dönemi dışında 08.30-17.30 arası çalıştığını; 2010 yılı sonrası civar olarak çalışmaktayken sulama dönemlerinde sabah saat 06.00-07.00 ile gece 01.00-02.00 hatta gece 03.00-04.00-05.00 arası çalıştığını beyan etmişlerdir. Davalı tanığı ise, davacının 2010 yılı sonrası civar olarak çalıştığı sulama dönemi dışındaki zamanlarda saat 08.00-17.00 arasında çalıştığını, sulama dönemlerinde ise, mesaisinin belirsiz olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanlarına göre, davacının 2010 yılı öncesinde ve sulama dönemi dışında fazla mesainin olmadığı belirterek fazla mesai alacağı hesaplanmamıştır. 2010 yılı sonrasında ise, 01 Nisan-30 Eylül tarihleri arasındaki sulama dönemlerinde davacının sabah 08.00, gece 01.00 saatleri arasında 17 saat çalıştığı kabul edilerek günlük 4,5 saat ara düşümle 12,5 saatten (12,5-7,5) 5 saat olmak üzere haftalık 35 saat fazla mesai yaptığına ilişkin hesaplama yapılmıştır. Sulama dönemleri dışında fazla mesai yapılmadığına ilişkin tespit doğru olup bu dönemlerde fazla mesai hesabının yapılmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak sulama dönemlerinde davacı tanıklarının sabah saat 06.00-07.00 ‘den gece saat 01.00,02.00 hatta 03.00-04.00-05.00’ e kadar çalışıldığına ilişkin beyanları yaşamla çalışma hayatının içe içe geçtiğini göstermektedir. Bu da hayatın olağan akışına aykırı olup davacı tanık beyanlarına itibarı zorlaştırmaktadır. Bu durumda davacı ve davalı tanıkları yeniden dinlenerek davacının çalışma saatlerinin somut ve net bir şekilde tespit edilmesi, bilirkişi hesabında 4,5 saat ara düşüm yapıldığı belirtilmişse de ara dinlenme saatlerinin de yine tanık beyanlarıyla netleştirilmesi ve somut olaya uygun hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınarak buna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.