Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/19337 E. 2017/24212 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19337
KARAR NO : 2017/24212
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar arasında davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda mahkemece verilen kararda, davalı şirketin devri nedeniyle çalışanlardan iş akdinin feshine binaen ibraname alındığı, evrakların taşınması sırasında davacının ibranamesinin kaybolduğu, davacı hakkında açılan kamu davasında bu eylemden ceza aldığı bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı alamayacağı belirtilmiştir.
İbranameyle ilgili olarak önemli bir düzenleme 6098 sayılı Yasanın 420 inci maddesinde yer almıştır. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.Her ne kadar kararda, davalı şirketin devri nedeniyle çalışanlardan iş akdinin feshine binaen ibraname alındığı, evrakların taşınması sırasında davacının ibranamesinin kaybolduğu, davacı hakkında açılan kamu davasında bu eylemden ceza aldığı belirtilmiş ise de; B.K.nun 420. maddesi gereğince yazılı ve miktar içermesi gereken bir ibranamede belirtilen miktarın banka aracılığıyla ödenmesi zorunluluğu bulunduğundan, dosya kapsamı ile banka aracılığıyla ödeme yapıldığı konusunda iddia ve ispat da söz konusu olmadığından, diğer yandan dosyada mevcut 14.03.2014 tarihli … Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün (İŞKUR) tutanağında kıdem ve ihbar tazminatı alacağının işverence ödeneceğinin işveren vekili imzası ile de kabul edildiğinden ihbar ve kıdem tazminatı isteminin hüküm altına alınması gerekir.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve ulusal bayram ve genel tatilde çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.Somut olayda mahkemece verilen kararda, ödeme makbuzlarındaki imzanın davacıya ait olduğu, mahsup neticesinde genel tatil ve fazla çalışma alacağı kalmayacağı belirtilmiştir. Dosyaya üzerlerinde davacının ismi ve avans(ve avs) ibareleri de yer alan bir kısım imzalı tediye makbuzları ibraz edildiği görülmektedir. Davacı tanıklarının anlatımlarında, davacının 1.000,00 TL bankadan 500,00 TL elden aldığı beyan edilmiştir. Davalı tanıklarından … ise beyanlarında, 1.000,00 TL bordro maaşlarının olduğunu ve bankaya yattığını, bir miktarda elden aldıklarını, davacınınkini bilmediğini, kendisinin 400,00 TL aldığını belirtmiş, ayrıca zaman zaman herkesin içerden avans kullanabildiğini, ancak davacının resmi belgelere yansımış herhangi bir borcunu bilmediğini, elden verilen maaşın tediye makbuzları ile ödendiğini ifade etmiştir.Hesaplanan fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil alacağından cari hesap listesinde belirtilen rakamın (borç tutarı bölümünde 63.731,06 alacak tutarı bölümünde 47.863,93 miktar olup bakiye 15.867,13) mahsup edildiği belirtilmişse de cari hesap listesi imzasız olduğundan ve davacı kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını belirtmiş olduğundan mahsup yapılması doğru görülmemiştir. Bu nedenlerle, ubgt alacağının ve bilirkişi tarafından hesaplanan fazla mesai alacağından (imzalı olan Temmuz 2012 ve Haziran 2013 bordrolarında fazla mesai tahakkuku olduğundan) bu aylar dışlanarak uygun bir oranda indirim yapıldıktan sonra fazla mesai alacağının hüküm altına alınması gerekir.Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.