YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19428
KARAR NO : 2017/24294
KARAR TARİHİ : 07.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davacının 01.04.1997-23.02.2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde torna tesviye Makine bakım onarım elemanı olarak çalıştığını, son net ücretinin 1.500,00 TL olduğunu, ancak sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını ve bankaya asgari ücret üzerinden ödeme yapıldığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş sözleşmesinin feshinin İş Kanunu’nun 18/3-f ve 25/1-b maddelerindeki düzenlemeler gereği haklı sebebe dayandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kıdem tazminatından uygun bir indirim yapılması gerektiğini, üç aya yakın raporlu olan davacının kendisinin işten ayrıldığını, davacının 1.500,00 TL ücret aldığına yönelik iddiasının doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanun’un 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinde de, işverenin işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise asgari ücretten az olmamak kaydıyla emsal ücreti ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
4857 sayılı Yasanın 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanun’un 8. ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ücretinin net 1.500,00 TL olduğunu ileri sürmüş, davalı ise ücretin asgari ücret olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan emsal ücret araştırması kapsamında, … Tornacılar ve Tesviyeciler Esnaf Odası ücretin asgari ücretten az olmamak kaydıyla tarafların anlaşmasına bağlı olduğunu, …Sanayi Odası da 2013 yılı için net emsal ücretin 1.200,00 TL ila 1.500,00 TL arasında olabileceğini bildirmiştir. Dinlenen davacı tanıklarından …, davacının ücretinin asgari ücret kadarının bankaya yatırılıp diğer kısmının elden ödendiğini ancak ne kadar ücret aldığını bilmediğini beyan etmiş olup, tanığın davacı ile aynı işyerinde çalışmadığı anlaşılmaktadır. Diğer davacı tanığı …, davacının da kendisi gibi tornacı olduğunu, kendisinin 1.000,00 TL ücretle çalıştığını, ancak davacının ne kadar ücret aldığını bilmediğini ifade etmiştir. Davalı tanıkları, davacının asgari ücret aldığını beyan etmiştir. … Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün 16.09.2013 tarihli yazısında davacının ücretinin 978,60 TL ifade edilmiştir. Bilirkişi tarafından davacının ücretinin asgari ücret veya iddia edildiği şekilde aylık brüt 2.098,19 TL olmasına göre seçenekli değerlendirme yapılmak suretiyle iki farklı hesaplama yapılmıştır. Mahkemece, davacının iddia ettiği 2.098,19 TL brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilerek talep edilen alacaklar hüküm altına alınmış ise de, davacının ücretinin 2.098,19 TL olarak kabulü isabetli olmamıştır. Emsal ücret araştırmasında, ücretin 1.200,00 ila 1.500,00 TL olabileceği bildirilmiş olmakla birlikte, emsal ücret araştırmasının ücretin ispatı için tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, davacı tanıklarının davacının ücret miktarı konusunda herhangi bir beyanlarının bulunmadığı, davalı tanığının ise davacının asgari ücret aldığını beyan ettiği, işverence … Bankasına hitaben yazılan yazının ücretin ispatı konusunda delil olarak dikkate alınamayacağı, böylece davacının iddia ettiği ücreti kanıtlayamadığı açıktır. Ücretin asgari ücret olarak kabulü ile talep edilen alacakların buna göre hesaplanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile 2.098,19 TL üzerinden hesaplama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.