YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19650
KARAR NO : 2017/24821
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin, aylık ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile sosyal haklardan kaynaklanan alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacak taleplerinin haksız olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalıya ait işyerinde hayvan bakımı işinde çalıştığı, taraflar arasındaki iş ilişkisine 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/b maddesi uyarınca İş Kanunu’nun uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, elliden az işçi çalıştırılan (elli dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesince çözümlenmesi gerekir.
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde elli dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu toplu iş sözleşmesi bağıtlanmış ise, sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 79. maddesi uyarınca, iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;
1-Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
2-Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
3-Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde,
4-Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanunu’na tabidir.
Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde (bekçilik, şoförlük ve benzeri) çalışabilir. Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 tarihli ve 11-10 ile 10.05.1974 tarihli ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnai hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.Somut uyuşmazlıkta, dava, “iş mahkemesi sıfatıyla” asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece de, “iş mahkemesi sıfatıyla” davaya bakılarak, taraflar arasındaki iş ilişkisinin, 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 4857 sayılı Kanun’a tabi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında bulunmadığının kabul edilmesine göre, davanın reddine dair hüküm sonucu tesis edilmesi hatalı olmuştur. Mahkemenin, davaya “iş mahkemesi sıfatıyla” bakan asliye hukuk mahkemesi olduğu nazara alındığında, taraflar arasındaki iş ilişkisine, İş Kanunu’nun uygulanmayacağının kabul edilmesi ihtimalinde, tesis edilecek bir ara karar ile “iş mahkemesi sıfatı” kaldırılarak, davaya genel hükümlere göre bakılması gereklidir.Diğer taraftan, davacının işyerinde meydana gelen 23/12/2007 tarihli kazadan önce, hayvan bakıcısı olarak çalıştığı dosya içeriğine göre sabit olup, hayvan bakıcısı olarak geçen çalışmasının 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, İş Kanunu kapsamında bulunmadığı açıktır. Dosyaya sunulan, sağlık raporlarına göre de, davacı, 23/12/2007 ila 22/04/2009 tarihleri arasında istirahattedir. Sağlık raporları süresinin bitiminden sonra ise, işyerinde fiilen ne tür bir iş yaptığı hususunda, davacı tanıklarının detaylı beyanları sorulmamıştır. Bu halde, davacı tanıkları yeniden dinlenilerek, davacının istirahat süresi bittikten sonra işyerinde fiilen hangi iş veya işlerde çalıştığı sorulmalı, neticeye göre her iki taraf tanıklarının beyanları yeniden değerlendirilerek, dosya kapsamındaki delil durumuna göre, sağlık raporları süresinin bitiminden sonra, davacının işyerinde fiilen yaptığı iş belirlenmelidir.Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında, davacının davalıya ait işyerinde, 07/09/2005-12/05/2009 ve 15/12/2009-16/03/2010 tarihleri arasında aralıklı iki dönem halinde çalışması kayıtlıdır. Dava dilekçesinde ise sadece 2009 yılındaki fesihten bahsedilmiş olup, bu durumda ikinci dönem çalışmasının davaya konu edilip edilmediği hususu şüphelidir. Bu yön hakkında, davacı vekilinden açıklama yapması istenilmelidir.Yapılacak değerlendirme neticesinde, davacının tüm dönem çalışmasının İş Kanunu kapsamında bulunmadığı sonucuna ulaşılması halinde, tesis edilecek bir ara karar ile “iş mahkemesi sıfatı” kaldırılarak, davaya genel hükümlere göre devam edilmelidir. Davacının çalışmasının bir kısmının İş Kanunu kapsamında bulunduğunun ortaya çıkması halinde ise; tefrik kararı verilmeli ve İş Kanunu’na tabi olan dönem bakımından “iş mahkemesi sıfatıyla” davaya bakılarak sonuca gidilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.