Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/20220 E. 2017/21981 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20220
KARAR NO : 2017/21981
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 17.01.2011 tarihinde makineci olarak çalışmaya başladığını, 17.02.2013 tarihinde davalı işverence işten çıkartıldığını, … Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne başvuran davacının yıllık izin kıdem ve ihbar tazminatları konusunda alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın fesh edilmesine rağmen kıdem ve ihbar tazminatlarnın ödenmediğini, belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği gibi 17.02.2013 tarihinde işten çıkartılmadığını aksine aynı tarihte istifa ettiğini gösterir ibranameyi müvekkili şirkete verdiğini, davacıya hak ettiği kıdem tazminatı ile izin ücretlerinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin feshi noktasındadır.
Davacı iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiğini beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını savunmuştur. Dosya kapsamında mevcut olan ve Sosyal Güvenlik Kurumundan temin edilen belgelere göre, davacı…İl Çalışma Müdürlüğüne yaptığı 30.01.2013 tarihli şikayet başvurusunda; maaşlarının sürekli geç ödendiğini, son olarak da aralık 2012 maaşının halen ödenmediğini, fazla mesaisinin ödenmediğini, yıllık izinlerini kullanmadığını, 47 günlük şoför ücretinin ödenmediğini, tek taraflı olarak iş sözleşmesini feshettiğini beyan etmiş olup, ayrıca davacı davalı şirkete hitaben yazılı 07.01.2013 tarihli el yazılı dilekçesinde; 29.01.2013 tarihinde işletmeden ayrılacağını belirterek, işçilik alacaklarının ödenmesini istemiştir. 28.02.2013 tarihli tutanakta işveren, davacının 07.01.2013 tarihinde istifa dilekçesi verdiğini, daha sonra eşinin hasta olduğunu sigortaya ve paraya ihtiyacı olduğunu söylediğini, bu nedenle çıkışının yapılmadığını işyerinde Ocak ayında çalışmadığını, Ocak ve Şubat aylarından birer gün prim yatırıldığını ve 17.02.2013 tarihinde çıkış işlemi yapıldığını beyan etmiştir. Yargılama aşamasında dinlenen davacı tanıkları davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili beyanda bulunmamış olup, davalı tanıkları ise davacının işten kendisinin ayrıldığını beyan etmişlerdir. Belirtilen bu durum karşısında; davacı işçinin iş sözleşmesini 07.01.2013 tarihli dilekçe ile 29.01.2013 tarihinde feshedeceğini, 30.01.2013 tarihli şikayet başvurusunda da iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini beyan etmiş olmakla ve davalı tarafçada iş sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiği belirtilmiş olmakla, 30.01.2013 tarihinde davacının haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiği sonucuna varılmaktadır. Buna göre iş sözleşmesi davacı tarafından haklı nedenle fesih edilmiş olup, iş sözleşmesini haklı da olsa fesheden taraf ihbar tazminatına hak kazanamaz. İş sözleşmesi davacı tarafından feshedildiğinden davacının ihbar tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının fazla çalışma ücreti alacağı ile ilgili olarak da; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanıklarından birisinin çalışma saatlerine dair beyanda bulunmadığı, diğerinin de çok kısa bir süre 2011 yılında 7 ay gibi bir süre çalışmış olduğu belirtilerek davacının çalışma saatleri davalı tanık beyanlarına uygun olarak tespit edilmiş ise de, davalı tanıklarının hafta sonu (cumartesi günü) saat 13.00’a kadar çalştıklarına dair beyanları karşısında davacının haftanın 6 günü 08:00-18:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Bu durumda davacının hafta sonu (cumartesi günü) için 08.00-13.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması dosya içeriğine daha uygun olacaktır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.