YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20332
KARAR NO : 2017/24937
KARAR TARİHİ : 15.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/03/2002 tarihinden itibaren davalı şirkette sırası ile … Bölge Şefi, … Bölge Satış Şefi, … Bölge Satış Şefi ve yöneticisi ve son olarak … 3. Bölge Satış Yöneticisi olarak çalıştığını, 06/03/2012 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğinden bahisle fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının satış yöneticisi olduğu ve genelde home ofis şeklinde çalıştığının da gözönüne alınması durumunda fazla mesai yapmasının söz konusu olmadığını, seyahate çıktığı dönemlerde mesaisini kendisinin belirlediğini, hizmet akdinde cumartesi günlerinin de çalışma gününden sayıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının satış yöneticisi olduğu gözönüne alındığında, Yargıtay uygulamaları gereği, seyahate çıktığı günlerde, iş saatlerini kendisinin ayarlayabileceği kabul edilmekle birlikte, bölgelerdeki fazla çalışma ve tatil çalışmalarına ilişkin iddialarının tanık beyanlarına göre çözüme kavuşturulmasının yine Yargıtay uygulamaları gereği olduğu ve dinlenen tanıkların ifadelerinden, davacının fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının olduğunun ancak haftada 1 gün izin kullandığının da tespit edilmesi üzerine, davacının hafta tatili ücreti talebinin reddi ile diğer alacak kalemleri yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ile davalı vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacakların ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma yapıldığı ve genel tatili günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
Dosya içeriğine göre, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücret alacakları, davacı tanıklarının beyanları esas alınarak hesaplanmıştır. Davacı tanığı olarak dinlenen …yeminli beyanında; davacı ile davalıya ait iş yerinde 2002-2006 yılları arasında birlikte çalıştığını, diğer davacı tanığı …; kendisinin davacıyla beraber 3 yıl çalışması olduğunu, davacının …’de çalıştığı dönemde home ofis çalışması yaptığını, … ve …’da evde çalışmadığını beyan etmiş, davalı tanığı … ise davacıyla 31/12/2010-01/01/2012 dönemleri arasında …’de çalıştığını, davacının amiri olduğunu ve home ofis şeklinde esnek çalışma şekliyle çalıştıklarını ifade etmişlerdir.Dosya kapsamında, davalı tarafça usulüne uygun cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunulduğu, 11/03/2008 dönemi öncesi ücret alacaklarının zamanaşımına uğradığından hesaplanmadığı dikkate alındığında, hesaplamaya esas tanık beyanlarının, sadece davacı ile birlikte çalıştıkları dönem itibari ile dava konusu iddiaları ispat edebilecekleri, bunun dışındaki çalışma süreleri konusunda beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, ek olarak tanık beyanları arasındaki çelişkilerin de giderilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece tekrar taraf tanıkları davet edilmeli, davacıyla birlikte hangi tarihler arasında hangi bölgede çalıştıkları, çalışma şeklinin nasıl olduğu ve hangi saatlerde çalışıldığı hesaplamaya yarar şekilde açıklığa kavuşturulmalı, zamanaşımı dönemi dışında kalan çalışma dönemleri açısından davacı iddiasını ispat edebildiği ölçüde de hüküm tesis edilmelidir.
3-Bir diğer uyuşmazlık konusu primlerin fazla çalışma ücretinden mahsubu noktasındadır. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. Fazla mesai ise, kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi kanuni çalışma saatleri dışında çalışsa da çalışmasa da koşulları oluştuğunda söz konusu ek ücrete hak kazanacaktır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Bu nedenle de ödenen prim alacağının fazla mesai ücretinden mahsubuna gidilemez.
4857 sayılı Kanun’un 41. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir.Somut olayda, mahkemece talep edilen fazla mesai çalışma ücreti yönünden, ödenen prim miktarlarının mahsubu sonucu bakiye miktar üzerinden hüküm tesis edilmiştir. Dosyaya sunulan belgeler ve tüm dosya içeriğine göre, davacının sabit ücretler ve kota doldurmak suretiyle prim aldığı, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre bu ücret sisteminde, sabit ücret üzerinden fazla mesai ücreti hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.