Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/20931 E. 2017/26039 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20931
KARAR NO : 2017/26039
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının kıdem tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Bilirkişiler A…. tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan 05/12/2013 tarihli bilirkişi raporu ile bu raporu teyit eder nitelikteki ek bilirkişi raporundaki hesaplamalar ve tespitler doğrultusunda karar verildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece, ….tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan 05.12.2013 tarihli bilirkişi raporu ile 04.09.2014 tarihli ek bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulduğu, bu iki raporun birbirini teyit ettiği belirtilmiştir. Ne var ki; 05.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayları kış ayları kabul edilerek, fazla çalışma ücreti alacağı takdiri indirimsiz brüt 4.671,07 TL olarak; ek raporda ise Kasım-Nisan ayları arası fazla çalışma hesabı yapılarak, fazla çalışma ücreti alacağı takdiri indirimsiz brüt 7.531,02 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece 05.12.2013 tarihli kök raporu teyit eder mahiyette olduğu belirtilerek 04.09.2014 tarihli ek rapora göre davacının brüt 4.671,07 TL fazla çalışma ücret alacağı olduğu kabul edilmiş, tanık beyanları ile ispatlandığından %30 takdiri indirim yapılarak brüt 3.269,749 TL fazla çalışma ücreti hüküm altına alınmış ise de; fazla çalışma alacağı miktarı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporları birbirini teyit etmemektedir. Mahkemece hangi kabule göre karar verildiği anlaşılamamaktadır. Mahkemece, gerekçe ve hüküm fıkrası arasındaki aykırılığın giderilmesi ve gerekçesi açıklanmak suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davanın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.